Sanat eseri ve bağlam ilişkisi öncelikli tartışma noktası olmalı burada. Bağlamından kopuk değerlendirilen bir sanat eseri olamaz. Sanat eseri, yalnızca biçimsel ya da estetik bir nesne ya da olgu değil; bağlamlar arasında anlam kazanan bağlamıyla yaşayan bir olgudur. Bağlamı yaratıcı bileşen olarak değerlendirmekte mümkündür. Bağlamı katmanlara ayırabiliriz. Tarihsel bağlam, toplumsal bağlam, sanatçının kişisel bağlamı, kültürel bağlam gibi hepsi kendi içinde kendi koşullarında farklılık gösterebilir. İzleyici için yorumuna açık olan noktaları da olabilir.

Örneğin, Andy Warhol’un “Campbell’s Soup” eseri, tüketim kültürünün yükselişine bir göndermedir. Bağlamı olmadan ise sadece “konserve resimleri” gibi görünüp sanat eseri ile olan bağı zedelenip dekoratif obje olarak yorumlanabilir ya da anlamından ayrı değerlendirildiği için herhangi bir önem atfedilmeyebilir. Daha önce yazdığım “Buna Sanat Denir mi” yazımda sanat eserinin anlamıyla müstesna olduğu konusunda oldukça diretmiştim! Aksi mümkün olamaz… Ancak özellikle son yıllarda deneysel sanat adı altında gerçekleştirilen bazı performanslar ya da üretilen bazı “sanat eserleri” için aynı okumayı yapmak ne kadar mümkün. İzleyiciden beklenti nedir? Sürekli olarak izleyiciyi suçlayan sanat pazarı izleyiciye bağlamından kopuk ya da sanatçının kişisel bağlamının sanatçının kişisel fantezisine dönüşmüş işler sunarken eleştiriye bu kadar kapalı olmak, ortaya konan işe körü körüne aşık olmak doğru mudur? Pornografinin sanat olduğunu, olabileceğini ileri süren bir kesimin seslerini duymaya başlıyoruz. Aslında erotizmin temsilin sanatta yeri çok eskiye Antik Yunan’a kadar iniyor. Ancak pornografinin farkı arzu nesnesini doğrudan ve açık biçimde göstermesi. Bu fark da onu “ahlak” ve “estetik” arasındaki sınır tartışmasının tam merkezine yerleştiriyor. Arzu ve utanç ilişkisinivegörselliğin ticarileşmesi konuları çerçevesinde ele alınarak ortaya çıksa da bu noktada niyet ve yerleştirilen bağlam son derece önemli ve ince bir çizgi de ilerliyor. Bir performans sanatçısı, performansında çeşitli seks oyuncaklarıyla oynayıp bunu video olarak kaydedip. O kaydı da OnlyFans’a yüklüyor ve ücret ile erişilmesini istiyor. OnlyFans kullanıcılarına bir tepki yok işin temelinde tamamen arz-talep dengesi üzerinden ilerlenmiş ticari şekilde performansı satışa sunmuş bir iş olarak yerini alıyor. Buradaki işin bağlamı kültürel ve toplumsal açıdan nereye oturtulup nasıl değerlendirilmeli. Ya da “sanat eseri” izleyici için rahatsız edici olmalı mı? Sanatın rahatsız edici olması, çoğu zaman düşünceyi provoke ettiği anlamına gelir bu yüzden sıkça kullanılır. İzleyiciyi çok rahatsız eden bir eserin genellikle onu harekete geçirdiği düşüncesi hakimdir. Politika ve etik değerler rahatsız edicilik aracı olarak kullanılan olgular arasındadır. Bastırılmış tabu ve arzulara gönderme yaptığı, düşünmeye sevk ettiği için amacına ulaşan bir yöntemdir de. Ancak aşırılık ve rahatsız edicilik arasında benlik çözülmesi yaratma ve bireysel bütünlüğü bozma farkları vardır. Sanat eseri üretiminde rahatsız edicilik silahını kullanmaya çalışırken aşırıya kaçan sanat üreticileri sanat pratiğinin anlaşılmasını da zarar vermektedir. Örneğin, Performans sanatı neden genellikle rahatsız edicilikle özdeşleşti. Marina’nın Rhythm serisindeki rahatsız ediciliğinin arkasında bambaşka bir felsefe varken. İnsan dışkısının gösterildiği konu edinildiği kısa filmlerin isminin “sanat” filmi olmasına şiddetle karşıyım.

O konuyu Manzoni ve Artist’s Shit ile kapattık! O kıymetliydi bir bağlamı ve tepkisi vardı. Sanat eseri ya da olgusu üretmek, üreten kişinin tekelinde olsa da her canımızın istediği şeye buyurun bu da böyle bir şey diyemeyiz. Rahatsız edicilik sadece kötü veya ilkel duygulara hitap eden görüntüler olmak zorunda da değil. Güzide galerimizin duvarlarını süsleyen çiçek ve böcekler aşırı tekniksiz ve manifestosu olmayan o işlerin piyasanın eser satış listesine göre sürekli döndürülmesi de oldukça rahatsız edici. Eserinin bağlamını konuşamadığımız sanatçıların sergilerinin olması mı (buraya sansür). Haksızlığın rahatsız ediciliği ya da fazla sevimliliğin rahatsız ediciliği diye bir gerçekte var.
İzleyici sanat üretimi karşısında nasıl bir tavır sergilemeli. Sanatçılar, izleyiciden ne bekliyor? Özellikle izleyiciyi düşünme eylemine sevk etmek için üretilen bazı işlerin izleyici hiç olmayacakmış gibi tavır sergilemesi bir tık çelişkili geliyor. Sanatçının kişisel bağlamı izleyiciyi tamamen göz ardı etmemeli ki sanatsal pratikler gelişerek devam edebilsin.
