Video Sanatını Mercek Altına Alan SENKRON Ekibi İle SENKRON’a Dair Bir Söyleşi

Geçtiğimiz ay, 15 – 30 Nisan tarihleri arasında dört farklı sanat kurumunun SENKRON ismiyle video sanatını mercek altına aldığını duyurduk. Sergilerin tarihleri yaklaşınca zaman zaman hatırlatmalarımız oldu. Gelişmeleri yakından takip etmeye gayret gösterdik. Bu süreçte SENKRON’a dair dikkatimi en çok çeken durum ortaya konan işlerden ziyade, farklı illerden, farklı sanat kurumları ve sanatçıları görünür kılması oldu.

Ben de merakımın ve ilgimin doğrultusunda sorularımı SENKRON ekibine ilettim. SENKRON’un seneye tekrarlanacağını öğrenmek video sanatı adına umut verici.

Tüm ekibe, sorularımı cevapladıkları için teşekkür ederim.

Keyifli okumalar.

Mixer'in İzniyle
Mixer’in İzniyle

SENKRON nedir? Arkasındaki genç ve dinamik ekipte kimler yer alıyor?

Türkiye genelinde eş zamanlı video sergileri hedefiyle yola çıkan SENKRON, 15-30 Nisan tarihleri arasında farklı sanat kurumlarını video sanatı etrafında bir araya getiren bir organizasyon olarak ilk edisyonunu gerçekleştirdi. Türkiye geneline yayılan ve sanat kurum ve organizasyonlarının iş birliği ile gerçekleşen SENKRON’da, video sanatını farklı mekânlarda görünür kılan sergilerin yanı sıra, video işlerin üretimine ışık tutan sanatçı, küratör, koleksiyoner ve sergi söyleşileri de izleyiciler ile buluştu. Bilsart, Mixer, Versus Art Project ve Elgiz Museum’dan oluşan dört farklı sanat kurumunun organizasyonda güçlerini birleştirmesi ile bir araya gelen SENKRON, pandemi koşullarına rağmen kuvvetli bir ekip çalışması ile hayata geçti.

SENKRON fikri nasıl ortaya çıktı, ekibin bir araya gelmesi ve SENKRON’un bugüne ulaşması nasıl gelişti?

SENKRON, video sanatına görünürlük kazandırma ve sanat kurumlarını eş zamanlı hareket etmeye davet etme düşüncesi ile ilk adımı gerçekleştirdi. Özellikle bu zor zamanlarda sanatçı ve kurumlara üretme heyecanı uyandırması, SENKRON’u oldukça kısa bir sürede hayata geçirmek için bizlere de motivasyon sağladı. Her bir kurumun kendi program önerisi ile dahil olduğu SENKRON çatısı altında, videoya dair üretimlerde bulunan pek çok sanatçının çalışmalarına sergiler, söyleşiler ve konuşma dizileri aracılığı ile yakınlaşma fırsatı sağladık. Pandemi ile birlikte sanatçı/izleyici ve mekan ilişkilerindeki fiziksel mesafelerin artması, SENKRON’un bu mesafeye rağmen bir arada hareket etmeye yönelik üstlendiği birleştirici rolü tetikledi. İlk edisyona katılan 49 farklı sanat kurumu ve organizasyonun geri bildirimleri ile video sanatı odaklı kolektif bir yapıya dönüştüğünü görmek bizler için mutluluk verici.

SENKRON’un sadece video sanatına odaklanması bir ihtiyaçtan mı doğdu, nasıl açıklıyorsunuz?

Video sanatı, sanatçıların resim, heykel, mekâna özgü yerleştirme ve performans gibi pek çok sanatsal pratik üzerinden aktarılan bir anlatım dili/yolu olarak karşımıza çıkıyor. Teknolojinin gelişmesiyle de beraber, günümüzde video sanatı ve yeni medya çalışmalarını deneyimliyoruz. Yine bu gelişmeler sayesinde, Türkiye’de video ve yeni medya alanında üretilmiş işler giderek artıyor. Bu işlerin üretimlerine verilen destek kadar, izleyicisine ulaşması da bir o kadar önemli. Nitekim karma sergilerde, fuarlarda ya da çeşitli organizasyonlarda video sanatı kendine diğer sanat pratiklerine göre çok daha zor yer buluyor. SENKRON ekibi olarak, Türkiye genelinde eş zamanlı video sergilerini organize ederken video sanatının görünürlüğüne dikkat çekmenin yanı sıra, sanat alanında tüm kurum ve organizasyonlarla birlikte hareket etmenin önemini de göstermek istedik.

Türkiye’de ilk defa video sanatını SENKRON ile Diyarbakır’dan Balıkesir’e, İzmir, Ankara, İstanbul’dan katılımla mercek altına aldınız. İzlemlerinize göre ülkemizdeki video sanatının gelişimi nedir?

SENKRON’un İstanbul başta olmak üzere Türkiye geneline yayılması fikri farklı şehirlerde yer alan kurumların ve sanatçılarının video üretimlerini bu şehirlerde yaşayan izleyici ile buluşturmaya yönelikti. Gelecek senelerde kapsamını artırmayı hedeflediğimiz bu davet sonucunda videoyu ve videonun bir ifade biçimi olarak nasıl ele alındığını farklı kurum/sanatçıların gözünden deneyimleme fırsatı sağladık. SENKRON katılımcı kurumlarının her birinin program ve konuşma önerileri videonun günümüzdeki yaygın kullanımının yanı sıra, geçmişteki ilk örneklerine doğru bizi yolculuğa çıkaran nitelikte idi. Böylelikle hem bizlerin hem de izleyicilerin Türkiye’de video sanatının gelişmesinde etkin rol üstlenen sanatçıların geçmiş/yakın dönem çalışmaları ile beraber günümüzde videoyu bir mecra olarak kullanan genç kuşak sanatçılara kadar oldukça geniş bir perspektiften video işleri okuma fırsatı sağladığına inanıyoruz.

Sanatseverlerin SENKRON sergilerine ilgisi nasıldı? Gelecek yıl için şimdiden alınmış kararlar var mı?

15-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleşen SENKRON’a katılımın pandemi koşullarına göre güzel geçtiğini söyleyebiliriz. Bu süreçte insanların sokağa çıkarken duyduğu tedirginlik ile beraber, kurumların SENKRON kapsamında gerçekleştirdikleri sergi/söyleşileri aynı zamanda çevrimiçi ortamda sürdürmelerinin de programların izleyicilere daha kolaylıkla ulaşmasını sağladı. Birbirinden farklı program önerileri ile SENKRON’un ilk edisyonunda yer alan katılımcı kurumlarımıza buradan teşekkür ediyoruz. Bu programları takip eden ve SENKRON’un ilk yılını bizlerle birlikte destekleyen tüm izleyicilerimize de ayrıca teşekkürlerimizi sunmak isteriz. İlk yılı tamamladık ve katılımcı kurumlarımız ile gerçekleştirdiğimiz değerlendirme toplantılarımız sonucunda ikinci yılı düşünmeye şimdiden başladık. SENKRON’un gelecek edisyonuna kadar izleyiciler ve katılımcı kurumlar ile iletişimimizi sene içerisinde sürdürmeye yönelik içerikler çalışıyoruz. Oldukça olumlu geçen bu ilk yılın ardından kurulan bu kolektif yapının çoğalarak artacağına inanıyoruz. Gelecek seneye yönelik bu yıl duyduğumuz heyecandan çok daha fazlasını duyarak çalışmaya devam ediyoruz.

1988, İstanbul doğumlu. Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi mezunu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir