Tatil için bir süreliğine uzaklaşılan şehir, bugünlerde tatlı bir dönüş telaşıyla yeniden hareketleniyor. Bu kimileri için iş veya okulun yoğunluğunu hatırlatırken diğer yandan da etkinlikten etkinliğe uzanan hareketli günlerin ve yeni bir kültür sanat sezonunun başlangıcını müjdeliyor. Perdelerin yeni oyunlarla açılacağı önümüzdeki süreç için heyecanımız giderek yükselirken tiyatro topluluklarından da birbiri ardına yeni haberler gelmeye başladı. Mevcut ekonomik koşullar özellikle bağımsız topluluklar için üretimi her geçen sezon daha çok zorlaştırsa da her şeye rağmen umut ederek yola koyulanları görmek, biz sanatseverler için ayrı bir mutluluğun ifadesi oluyor. Usta isimleri, genç yetenekleri, yepyeni metinleri, klasikleri, uyarlamaları, büyük prodüksiyonları, yaratıcı projeleri ve risk almaktan çekinmeyenleri izleyeceğimiz bu sezon için de yaz aylarından bu yana yürüttüğüm ayrıntılı bir araştırmayla kapsamlı bir dosya hazırladım. Yeni sezonun ilk aylarında sahnede takip edeceğimiz oyunları derlediğim bu dosyada izleme listelerinize alınacak ve farklı beğenilere hitap edecek pek çok oyun bulunuyor. Her biri ayrı bir merak uyandıran bu oyunlara gelin birlikte göz atalım. Tüm tiyatro emekçileri ve tiyatroseverlere unutulmayacak güzelliklerle dolu bir sezon dilerim.
Aksak Deliryum (GalataPerform)
Bağımsız ve uluslararası bir tiyatro olarak 20 yılı aşkın süredir geliştirdiği oyunlar, atölyeler, festivaller ve uluslararası iş birlikleriyle çağdaş gösteri sanatları alanında üretimini sürdürürken yeni metinlere ve yaratıcı karşılaşmalara alan açan GalataPerform, yeni sezonda Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği “Aksak Deliryum” ile seyirci karşısına çıkacak. GalataPerform’un 2006 yılından bu yana sürdürdüğü Yeni Metin Yeni Tiyatro Projesi kapsamında geliştirilen “Yeni Gerçeklikler Üzerine Yazmak” başlıklı ortak oyun yazarlığı projesi çerçevesinde, Portekiz’in A Turma Tiyatrosu iş birliğiyle ortaya çıkan oyun, tufan anlatılarından ilham alan çağdaş bir kıyamet anlatısı olarak Nuh, İbrahim, Sara, Hacer, Yuşa ve Meryem’in İstanbul’da kesişen hikâyelerini anlatıyor.
İstanbul. Etiler. Bir kafe. Yaklaşan bir felaketin henüz kimsenin adını koyamadığı işaretleri gündelik hayatın içine sızıyor. Dünyanın giderek sıradanlaşan ama hayatlarımıza hükmeden çatışmaları, savaşları ve tükenişleri arasında; belki büyük bir felaketin eşiğinde, belki de çoktan başlamış bir çöküşün içinde yaşayan Nuh, İbrahim, Sara, Hacer, Yuşa ve Meryem’in hikâyeleri, tufan anlatılarının yankılarıyla iç içe geçiyor. Kesişen hayatların, sırların ve tesadüflerin içinde savrulan bu altı karakter; aşk, aidiyet, inanç, güç, hafıza ve hayatta kalma arzusu etrafında örülen ilişkiler içinde yollarını ararken geçmişin mitleri günümüzün kırılgan gerçekliğiyle yeniden karşılaşıyor. Sesin, ışığın ve aksayan ritimlerin yön verdiği bu sahne evreninde gerçek ile hayal, gündelik hayat ile kıyamet, İstanbul ile mitoloji birbirine karışıyor. Batur Belirdi, Elif Temuçin, Evrim Doğan, Eray Karadeniz, Sanem Öge ve Yaman Ceri’nin rol aldığı oyunun prömiyeri kasım ayında.
Babes (Kadro pa)
Geride bıraktığımız sezon “Cehennem Çiçeği” ile en yaratıcı sahneleme tekniklerinden birine imza atan Kadro pa, bu kez “Babes” isimli bir performans ile sahnede olacak. Konsept ve yönetmenliğini Simge Günsan’ın yaptığı performans, iki küçüğün giderek büyüyen iktidar savaşını konu alıyor. İki yaş sendromundan yola çıkan performans, “ben” ve “benim” yolunda ilerleyip finalde tek bir soruyla seyirciyi uğurluyor: Şimdi Bu Boku Kim Temizleyecek? Sahnede Ezgi Keskin ve Merve Tokgöz’ü izleyeceğimiz oyunun prömiyeri Ocak 2027’de.
Çalıkuşu (Bakırköy Belediye Tiyatroları)
İstanbul’da sınırları gittikçe genişleyen kent yaşamının içinde kendine özgü konumu ile tiyatro adına güçlü bir çekim merkezi oluşturan Bakırköy Belediye Tiyatroları, 36 yıllık köklü mirasını Genel Sanat Yönetmeni Ragıp Savaş liderliğinde ve “Büyük Dönüşüm” mottosuyla dijital çağa ve ulusal sahneye taşıyan kurum; yenilikçi estetiği, dinamik kadrosu ve kapsayıcı sanat anlayışıyla kimlik tazeliyor. Kurum, yeni sezonda Reşat Nuri Güntekin’in Türk edebiyatına damga vuran ölümsüz eseri olan “Çalıkuşu”nu canlı orkestra eşliğinde ve özgün bir müzikli tiyatro yorumuyla sahneye taşıyacak. Feride’nin Anadolu’ya uzanan aşk, özgürlük, cesaret ve idealizm dolu yolculuğu; Yelda Baskın yönetmenliğinde, Ceren Ercan ve Yelda Baskın’ın ortak uyarlamasıyla seyirciye unutulmaz bir deneyim sunacak. Prömiyer, kasım ayında Bakırköy Belediye Tiyatroları Leyla Gencer Opera Sanat Merkezi’nde.
Dorian Gray’in Portresi (Zorlu PSM)
Zorlu PSM, 14’üncü sezonunda da klasik eserleri çağdaş yorumlarla buluşturan özgün prodüksiyonlarıyla yapımcı kimliğini sürdürerek “Dorian Gray’in Portresi”ni Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğinde sahneye taşıyacak. Oscar Wilde’ın tek romanı olan ve edebiyat tarihine damga vuran başyapıtının çağdaş sahne uyarlaması ise Kerem Kurdoğlu imzası taşıyor. Kurdoğlu ve Birkiye, eseri serbest bir uyarlamayla, sahne sanatlarının ifade olanaklarına başvurarak yeniden yazarken eserin esas ruhuna bu yolla daha fazla yaklaşıyor, özüne iniyorlar. Fantastik bir sürükleyiciliğe sahip bu karanlık hikâye, aynı zamanda güzellik, yitirilen gençlik, estetizm, hazcılık, günah, ahlak, kötülük gibi kavramlar etrafında felsefi tartışmalara kapı aralarken romanın özünü sahnenin anlatım olanaklarıyla yeniden yorumluyor. Koro kullanımı ve özgün sahne diliyle dikkat çeken yapımda başrolleri Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir üstlenirken kadrodaki diğer isimler arasında Cansu Bahadır, Çağrı Özdoğan, Emre Yıldızlar, İlkin Öykü Fışkın, Koray Efe Yazgan, Songül Boztepe, Umur Berk Seven ve Yasemin Aksel yer alıyor. Oyunculuklarıyla seyir zevki yüksek, dinamik ve bugünün insanını derinden yakalayan bir uyarlama sahne olacak oyunun prömiyeri, 3 Aralık 2026 Perşembe günü Zorlu PSM’de gerçekleştirilecek.
Düş Payı (Tiyatro Hayali)
Tiyatro Hayali’nin “Meçhul Paşa” ile araladığı edebiyat tarihi koridorları, yeni sezonda ise bu kez Sait Faik ile Orhan Kemal’in hayali buluşmasına açılan ve Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı “Düş Payı” oyunuyla genişleyecek. Hınzır mizahıyla, aşkıyla, dostluğuyla, hüznüyle ve umuduyla seyircisini bir geceliğine başka bir dünyanın içine çağıran oyunda, Türk edebiyatının iki dev ismi Sait Faik Abasıyanık ile Orhan Kemal, Marmara Kliniği’nin bahçesinden Burgazada’nın sokaklarına uzanan büyülü bir gecede buluşuyor. Sait Faik’in hastanede tedavisi sürerken bir gece kapısı çalınır. Gelen Orhan Kemal’dir. Elinde, büyük umutlarla yazdığı yeni filminin senaryosu vardır. Hikâyenin kahramanları Orhan Kemal’in insanlarından, yan karakterleri Sait Faik’in dünyasından çıkmıştır. Senaryonun hayata geçmesi için Sait’in imzası gerekmektedir. Ama Sait’in başka bir fikri vardır: Önce hastaneden kaçacaklardır.
İki dost, İstanbul gecesine karışıp Burgazada’ya doğru yola çıkarken gerçek ile kurmaca birbirine karışmaya başlar. Sait Faik’in adası, Orhan Kemal’in insanlarıyla buluşur. Bu yolculukta iki büyük yazar bazen aynı düşü paylaşır, bazen birbirlerine öfkelenir, bazen de birbirlerinin dünyasını acımasızca eleştirir. Çünkü dostlukları kusursuz değil; gerçektir. Kavgaları kadar kahkahaları, kırgınlıkları kadar dayanışmaları vardır. Ve geride bıraktıkları hayatlarından kaçmaya çalışan Semih ile Işık’ın aşkı, bu tuhaf ve büyülü gecenin içine sızar; cesaret, korku, vicdan ve özgürlükle sınanır. Düş Payı, edebiyat ile sinemayı, gerçek ile kurmacayı, geçmiş ile bugünü aynı sahnede buluştururken; iki büyük yazarın hayatından çok daha fazlasını anlatıyor: Birbirini anlamaya çalışan insanları. Sevmekten vazgeçmeyenleri. Özgürlüğünün peşinden gidenleri. Ve daha iyi bir dünya hayal edenleri. Emrah Eren’in yönettiği oyunun oyuncu kadrosunda Murat Akkoyunlu, Fatih Koyunoğlu, Özge Özberk ve Barış Yıldız yer alıyor. Oyunun prömiyeri, 5 Ekim 2026 Pazartesi günü Sahne Dragos’ta.
Edi ile Büdü (ApplausHaus)
İçinde yaşadığımız dünyanın belki de bugünlerde en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de gülmek, eğlenmek ve kahkaha atmak. Sayıları son yıllarda her ne kadar azalsa da komedi türündeki oyunların varlığı, birkaç saatliğine de olsa tüm her şeyden uzaklaşmak için adeta bir terapi gibi. Ahmet Arslan ve Serdar Deniz’in yazdığı “Edi ile Büdü” de komedi türünün meraklıları için sezon boyunca sahnede olacak. ApplausHaus yapımı olan ve yönetmenliğini Serdar Deniz’in üstlendiği oyun, yaşlılığın klasik huysuzluklarını olduğu kadar, o yaşa özgü tatlı beceriksizlikleri ve komik halleri de üzerinde taşıyan iki eski dostun hikâyesini anlatıyor. 80’lerinde olan Edi ile Büdü, kronik hastalıklar ve moralsizlik içinde, hayatın artık kendilerine verecek bir şeyi kalmadığını düşündükleri anda, hayatlarına bir yardımcı olarak giren güzel ve genç bir kadın olan Fikret sayesinde kendilerini en az bir çeyrek asır gençleşmiş hissederler. Bu karşılaşma, bitmiş sandıkları hayat enerjisinin aslında hâlâ içlerinde olduğunu ve yeniden ortaya çıkması için yalnızca küçük bir kıvılcıma ihtiyaç duyduklarını gösterirken, üç oyuncunun karşılıklı enerjisi oyunun mizah gücünü ve ritmini daha da yükseltir. Kadına kendilerini beğendirme isteğiyle aralarındaki rekabet büyür ve çatışma keskinleşir. Oyuncu kadrosunda Musa Uzunlar, Serdar Deniz ve Emine Ün yer aldığı oyunun prömiyeri, 3 Ekim 2026 Cumartesi günü Duru Tiyatro’da.
Ermiş (JÜT)
Bugünün zorlu ekonomik şartlarında büyük bir cesaretle yola çıkan yeni toplulukların heyecanına ortak olmak ve tiyatromuza kazandırdıklarına şahitlik etmek çok kıymetli. Bu sezon ilk oyununu sahneye koyacak JÜT, o topluluklardan biri. Halil Cibran’ın kült bir başyapıta dönüşen aynı isimli eserinden Zeynep Anacan çevirisiyle ve modern meddah geleneğinin anlatım olanaklarıyla Edip Tepeli tarafından sahneye uyarlanan “Ermiş”, günlük hayatın merkezindeki pek çok konuyu ele alıyor. Devrine bir güneş gibi doğan ermiş El Mustafa, kendisini yurduna geri götürecek gemisinin geldiğini görür. Peşine takılan halkla birlikte kentin meydanına gelir. Kentin sakinlerine veda etmeden önce aşk, evlilik, akıl, tutku, adalet, yasalar ve özgürlük gibi pek çok konuda, onlara hep hatırlayacakları öğütler bırakır. Doğu gizemciliği ile dinsel inancı ve felsefeyi harmanlayarak, sevgi yoluyla kutsal olana ulaşma mesajını veren oyunda meddah, 30 farklı karaktere bürünerek, seyirciye insan ruhunun farklı yönlerini anlatıyor. Ermiş, her bölümde başka bir sesi, başka bir hikâyeyi, başka bir sırrı açığa çıkarıyor. Kimi zaman bir öğüt veriyor, kimi zaman bir itirafta bulunuyor, kimi zaman da insanın yıllardır kendine sormaktan kaçtığı soruları soruyor… 100 yılı aşkın süredir milyonlarca okura ulaşan Ermiş, bu sahne uyarlamasında yalnızca bir bilgenin sözlerini değil; insanlığın ortak hafızasını sahneye taşıyor. Edip Tepeli’yi izleyeceğimiz ve seyircisini hem kadim hem de son derece güncel bir yolculuğa davet eden oyunun prömiyeri, 14 Eylül 2026 Pazartesi günü Moda Sahnesi’nde gerçekleştirilecek.
Günah Koleksiyoncusu (YOYO Tiyatro)
Sezonun heyecan verici yanlarından biri de yeni yazılmış metinlerle buluşmak. Türkiye’de daha önce sahnelenmemiş oyunları seyirciyle buluşturmak ve çağdaş metinler için yeni sahneleme biçimleri geliştirmek amacıyla kurulmuş bağımsız bir tiyatro topluluğu olan YOYO Tiyatro da yeni sezonda kurucusu ve genel yayın yönetmeni Elif Baş İyibozkurt’un yazıp yönettiği “Günah Koleksiyoncusu”nu sahneye taşıyacak. Üretimlerinde çağdaş oyun yazarlığını, disiplinlerarası düşünceyi ve metnin olanaklarını araştıran yenilikçi sahneleme yaklaşımlarını odağına alan topluluğun yeni oyunu, derin ve rahatsız edici soruları kara mizahın eşlik ettiği bir anlatıyla sahneye taşıyor. Oyundaki karakterlerden Riley, insanların günahlarını topladığı dijital bir platformun sahibidir. Hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmez. Yüzünü gören yoktur. Riley’nin menajerliğini üstlenen Alex ise Riley’nin gerçek kimliğini çözmeye çalışırken, kendi hayatındaki çıkmazlarla yüzleşir ve farkında olmadan kendi günahlarının sınırlarını zorlamaya başlar. İkisi arasında kurulan sanal iletişim, karanlık bir yüzleşmenin kapısını aralar. O kapının ardında yalnızca geçmiş değil; hafızanın güvenilirliği, vicdanın bedeli ve insan olmanın sınırları vardır. Onlara eşlik eden tek tanık ise yapay zekâ Cleopatra’dır.
Gördüklerini yalnızca saklamakla mı yetinir, yoksa hatırladıklarımızı sessizce yeniden mi şekillendirir? Zaman ilerledikçe sorular değişir. Kim kimi yargılamaktadır? Günah Koleksiyoncusu, iyiyle kötünün birbirine karıştığı, suçun ve masumiyetin aynı bedende yankılandığı bir dünyaya bakıyor. Yapay zekâyı değil, onun aynasında insanı anlatıyor; vicdanı, hafızayı ve görünmez güçlerin sessizce dönüştürdüğü insan doğasını sorguluyor. Oyunun merkezinde ise şu soru var: İnsanlığımız bizden nasıl alınır? Daha da kötüsü, onu hangi anlarda kendi ellerimizle teslim ederiz? Belki de cevap, kendimize anlatmayı seçtiğimiz hikâyelerde saklıdır. Çünkü bazen en ağır günah, yaptıklarımız değil, onları anlatma biçimimizdir. Oyunda izleyeceğimiz isimler Cem Burçin Bengisu, Selena Demirli ve Tuğçe Tanış. Oyun, seyircisiyle ilk olarak 23 Ekim 2026 Cuma günü Koma Sahnesi’nde buluşacak.
iGirl (Nushu Tiyatro)
Feminist dramaturjiyi üretim pratiğinin merkezine alarak tiyatroda yeni bir dil ve farklı anlatım biçimleri arayan bir ekip olarak yolculuğuna 2022 yılında başlayan ve geçtiğimiz sezon Marina Carr’ın “Kediler Bataklığı’nda…” adlı oyununu sahneye taşıyan Nushu Tiyatro, yeni sezonda da üzerine bolca düşünüp tartışacağımız bir oyunla sahnede olacak. Çağdaş İrlanda tiyatrosunun önemli yazarlarından Marina Carr’ın bir başka metni ile yoluna devam edecek olan ekip, “iGirl” isimli oyunu sahneleyecek. Nushu Tiyatro’nun dördüncü yapımı olacak ve Türkiye’de ilk kez sahnelenecek iGirl; mitoloji, tarih ve bugünün dünyası arasında dolaşan, kadınlık deneyimini farklı zamanlar ve sesler üzerinden ele alan tek kişilik bir oyun. Medea’dan Antigone’ye, İncil anlatılarından günümüz dünyasına uzanan metin; kadın bedeni, annelik, şiddet, arzu, ölüm ve hayatta kalma gibi temaları şiirsel ve parçalı bir anlatı yapısıyla bir araya getiriyor. Cansu Canaslan’ın rol alacağı oyunun yönetmeni ve yaratıcı ekibi önümüzdeki süreçte netleşecek.
İntihar Dükkânı (DasDas)
Edebiyat uyarlamalarını sevenler için sezonun dikkate değer oyunları arasında Fransız yazar Jean Teulé’nin aynı isimli romanından uyarlanan “İntihar Dükkânı” geliyor. Anadolu yakasının kültür, sanat ve eğlencenin odak noktası DasDas’ın bu sezonki yeni oyunu olan ve Ersin Yaşar’ın konsept tasarımı ile yönetmenliğini yaptığı kara komedi türündeki oyun, ölümün sıradanlaştığı bir dünyada umudun ne kadar tehlikeli olabileceğini sahneye taşıyor. Oyuncu kadrosunda Elif Mandan, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Özge Ünal, Erdi Güçlü, Elvan Yaz Yaşa, İldeniz Emre Fığlalı ve Şeyda Özgül’ün bulunduğu oyun, prömiyerini 10 Eylül 2026 Perşembe günü DasDas’ta yapacak.
Kafka ya da Biz (A.H.E.N.K Atölye & A.H.E.N.K)
Performatif ve deneysel sularda gezinmeyi seven seyirci için yeni sezonun dikkat çekici yapımlarından biri, A.H.E.N.K Atölye ve A.H.E.N.K’in “Uzun Dönem Oyunculuk Atölyesi” öğrencilerinin profesyonel olarak sahneye taşıyacağı “Kafka ya da Biz” olacak. Oğuzhan Ozan Yıldırım’ın yazdığı ve Selena Demirli ile Dilek Uluer’in yönetmenliğini üstlendiği oyun, tanıdık görünen bir düzenin içinde, bireyin kendine ve çevresine mesafesini bedensel olarak hissettiren bir anlatım öneriyor. Franz Kafka’nın eserlerinden yola çıkılarak oluşturulan Kafka ya da Biz; tekrar, ritim ve eylem ögelerini merkeze alarak yabancılaşma hâlini söze yaslanmadan kuruyor. Oyuncular arasındaki aynalama ilişkileri ve bedensel dönüşümler aracılığıyla şekillenen çalışmanın araştırma alanını, bedenin bir anlatım aracına dönüşmesi, kolektif yapı içinde bireyin yerinin ve hatta zihninin sorgulanması ve seyirciyle kurulan ilişkinin sahne diline dâhil edilmesi oluşturuyor. Oyuncu kadrosunda Ece Su Öztürk, Melisa Bayrak, Selim Can Atar, Selin Elif Harman, Toprak Ünal Öztürk ve Yiğitcan Polat’ın yer aldığı oyun, seyircisiyle ilk olarak kasım ayında buluşacak. Oyunun prömiyeri 18 Kasım 2026 Çarşamba günü Koma Sahnesi’nde yapılacak.
Kapılar: İhtimal (Tiyatro Laboratuvarı)
Tiyatro sanatının alışılagelmiş sınırlarının dışına taşan performanslar seyircinin her daim ilgisini çekmiştir. Sezonun bu türdeki bir diğer yapımı, Tiyatro Laboratuvarı tarafından sahneye koyulacak “Kapılar: İhtimal” olacak. Dört kapının ardında dört farklı performans biçimini ve görsel sanat seçkisini bir araya getiren İhtimal, aynı zamanda Kapılar’ın ilk edisyonu. Toplam 60 dakikalık süresi boyunca seyirci için bir deneyim sunacak olan performans; monodramdan koreografik performansa, performans sanatından clown’a uzanan dört farklı sahne dilini aynı tema etrafında buluşturuyor. Seyircinin kapılar arasında dolaştığı, izleme rotasını kendisi belirlediği ve dört performansın tamamını izlediği yapımın yaratıcı ekibinde Baver Karahancı, Berna Adıgüzel Alben (Proje Yaratıcısı), Beyza Gümüş, Birsu Şallı, Burcu Çığır (Küratör), Cenk Çığır (Küratör), Ece Zeynep Taşkın, Esra Kızıldoğan, Güray Dinçol, Serhan Alben (Proje Yaratıcısı), Şebnem Dönmez ve Yaren Şensoy yer alıyor. Beyza Gümüş, Birsu Şallı, Caner Coşkun, Şebnem Dönmez ve Yaren Şensoy’un performanslarını sergileyeceği yapımın prömiyeri 19 Eylül 2026 Cumartesi günü Tayfa Sanat Galerisi’nde olup 19 ve 27 Eylül’de yalnızca dört temsilde seyirciyle buluşacak.
Maceracı Annelerin Savunması Adına (1ay1hafta & Bahçe Galata)
Yeni sezonda ortak üretimlere de tanıklık edeceğiz. Bunlardan biri ise 1ay1hafta ve Bahçe Galata yapımı “Maceracı Annelerin Savunması Adına” olacak. Theo ve Nancy büyürken dünyayı fethetmeye hazırlardı, ta ki bir gün anneleri bir keşif gezisinden eve dönemeyene kadar. İki kardeş, parçalanmış dünyalarını toparlayıp, hayatlarını şekillendirmeye çalışırken bir kararla karşı karşıya kalırlar: Annelerinin izinden gidip dünyanın en yüksek zirvelerini fethetmek için her şeyi riske mi atacaklar? Yoksa macerayı daha sık gidilen yollarda, deniz seviyesinde mi bulacaklar? Maceracı annelerini savunurken, birbirinden çok farklı yollarda ilerleyen iki kardeşin paylaştığı ve Simon Marshall’ın yazdığı hikâye; sevgi, kaybettiklerimiz ve geride bıraktıklarımız üzerine hayat dolu bir keşif sunuyor. Yönetmenliğini S. Doğa Çelik’in yaptığı oyundaki karakterlere hayat verecek isimler ise Fatma Zehra Durgut ve Sezer Arıçay. Oyunun prömiyeri 11 Eylül 2026 Cuma günü Bahçe Galata’da yapılacak.
O Godot Buraya Gelecek
Bazı insanlar Godot’yu bekler. Bazıları ise kendi hayatlarının başlamasını. Daha görünür olmayı. Daha çok sevilmeyi. Daha başarılı olmayı. Bir gün gerçekten önemli biri olmayı… Günümüzde var olmak çoğu zaman görünür olmakla karıştırılıyor. İnsan kendisini göstermeye çalışırken, yavaş yavaş kendisinin uzağına düşebiliyor. Şenay Tanrıvermiş’in yazdığı ve yönetmenliğini Berfin Zenderlioğlu’nun yaptığı “O Godot Buraya Gelecek”, sezonun ilgi çekici yapımlarından bir diğeri. Bazen ışıklar çoğaldıkça insan kendi gölgesini kaybeder. Kendi suretini büyütürken, altında sessizce eksilen, dönüşen ve şeyleşen varlığı fark etmez. Bir gün geriye yalnızca parlatılmış bir kabuk kalır; neyin kaybolduğunu, neyin çürüdüğünü, neyin onun yerine geçtiğini kimse tam olarak bilemez. Suret büyüdükçe özne küçülür, küçük öznelerin büyük ve boş performansları özneyi çoktan nesneleştirmiş bile olabilir. “Tiyatro Platonik Bir Aşktır” hashtag’inizi yanınıza alın ve bu absürd ve grotesk oyun alanında beklemenin trajedisiyle kahkahasının birbirine karıştığı ana gülümseyerek eşlik edin. Birlikte daha fazla beklemeye davet eden ve oyuncu kadrosunda Çiçek Dilligil, Burak Tamdoğan ile Yılmaz Gökgöz’ün bulunduğu O Godot Buraya Gelecek, prömiyerini ekim ayında gerçekleştirecek.
Rezalet Cumartesi (Tiyatro BeReZe)
2006 yılından bu yana hikâye anlatıcılığı, obje tiyatrosu, clown, buffoon, dans tiyatrosu gibi farklı stillerde birçok oyun sahneleyen Tiyatro BeReZe, yeni sezonda repertuvarına konsept ile metnin sahnede oluşturulduğu ve araştırmaları devam eden “Rezalet Cumartesi”yi ekleyecek. Cemre Kaboğlu yönetiminde Elif Temuçin ve Erkan Uyanıksoy’un oynadığı grotesk kabare türündeki oyun, sosyal medyaya ve insanın görünür olma çabasını konu ediniyor.
Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı
Bazı hikâyeler unutulduğu için değil, unutturulduğu için kaybolur. 1922 yılında İstanbul’da doğan Rum ressam İvi Stangali’nin hikâyesi de onlardan biri. Sezonun biyografi türünde öne çıkan oyunlarından olan; Çiğdem Erdöl’ün yazdığı ve Zeynep Özden ile Elif Sözer’in proje tasarımını ve yönetmenliğini üstlendiği “Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı”, sanatçının kayıp izlerinin peşine düşüyor. Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nde yetişen, Onlar Grubu’nun kurucuları arasında yer alan, İlyada’nın ilk baskılarını resimleyen ve döneminin sanat hayatında önemli bir yer edinen Stangali, hiç kuşku yok ki hikâyesi anlatılmaya değer bir isim.
Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman’ın İvi’nin yaşamının farklı evrelerine, kırılmış benliklerine ve saklı kalan anılarına hayat verdiği oyun; bir sanatçı biyografisi anlatmanın ötesine geçerek sürgünün, kopuşun, kaybolan tabloların, yarım kalmış resimlerin ve isimsiz bırakılmış bir hayatın hafızasında dolaşıyor. 1964’te zorunlu göç sonucunda kucağında bir yaşındaki kızı, yanında 20 dolar karşılığı para ve 20 kiloluk valiziyle Atina’ya gitmek zorunda kalan İvi, ressamlığına dair yalnızca Bedri Rahmi’nin derslerinde tuttuğu defterleri yanında götürebildi. Sirkeci Paket Postanesi’nden Atina’ya gönderdiği tabloları ise kayboldu. Sürgününden henüz beş yıl sonra kendi arkadaşlarının çıkardığı antolojilerde de yer almayan eserlerinden biri, arkasında adı yazmasına rağmen Türkiye’de uzun yıllar “Sanatçısı Belirsiz” ibaresiyle sergilendi.
İsmi bundan hareketle belirlenen oyun; bir insanın, sanatçının şehrin hafızasının ve kültürel belleğin nasıl dışında bırakıldığını ve hatırlamanın politik, duygusal ve onarıcı yönlerini İstanbul’dan Atina’ya, Galata Köprüsü’nden Sirkeci’ye, kayıp tuvallerden yarım kalan renklere uzanarak araştırıyor. Dünya prömiyerini 20 Eylül 2026 Pazar günü Yunanistan’ın başkenti Atina’da yapacak olan oyunun Türkiye prömiyeri ise 3 Kasım 2026 Salı günü Arter’de.
Tadım Kaçtı (Küme)
İlk oyununu sahneleyecek toplulukların heyecanına ortak olmanın mutluluğu biz tiyatroseverler olarak başka bir anlam ifade ediyor. Onlardan biri olan Küme de yolculuğuna İbrahim Can Sayan’ın yazıp yönettiği “Tadım Kaçtı” ile başlayacak. Zamanın hızına yetişemeyen Olcay, Sevim ve Tarık’ın hikâyesini sahneye taşıyan oyunda karakterler, hayatlarının ortasında aynı cümleyle karşılaşır: “Bir şeyler yerine oturmuyor.” Kendi hayatlarının öznesi olmak isteyen Olcay, Sevim ve Tarık; “Ben buna değerim” diyerek bir benlik yolculuğuna çıkar. Ancak bu yolculuk ilerledikçe sorular büyür: Seçimler gerçekten bize mi aittir? İnsan kendini gerçekten yeniden doğurabilir mi? Yoksa özne, kurduğu nesnelerin içinde mi kaybolur? Birbirinden bağımsız gibi görünen hayatlar, aynı varoluş boşluğunda kesişir. Yalnızlık, arzu ve kontrol isteği giderek birbirine karışır. Tadım Kaçtı, modern bireyin kendini gerçekleştirme vaadi ile içsel kırılmaları arasındaki gerilimi trajikomik ve absürd bir sahne diliyle açığa çıkarıyor. Oyuncu kadrosunda Hatice Cansu Karagöz, Murat Kural ve Sevcan Başaydın’ın yer aldığı oyun, modern bireyin kendini yeniden kurma arzusunu ve bu arzunun sınırlarını sahne üzerinde sorguluyor.
Vazgeçtim Balık Olmaktan (Münferit Tiyatro)
Tek kişilik oyunlar, son yıllarda sıklıkla karşılaştığımız türler arasında yer alıyor. Onlardan bir tanesi de yeni sezonda Münferit Tiyatro yapımı olarak Selena Demirli rejisiyle sahnelenecek. Kübra Karatepe’nin yazdığı ve sahnede yer aldığı “Vazgeçtim Balık Olmaktan”, seyirciyi Çilem’in hikâyesi ile tanıştıracak. Çilem, onun için çizilen sınırların dışına çıkmaya karar verip ilk önüne gelen trenle Ahlar köyünden İstanbul’a gelmiştir. Trende tanıştığı Karadenizli Meryem Ana, onu manevi evladı kabul etmiş ve Ihlamur Sokak’taki evine götürmüştür. Çilem, doğduğu memleketinden göçüp, “esaret”in harladığı ateşten doğan “cesaret”i sayesinde, “özgürlük denen”in peşine takılır. Ancak bu özgürlük hikâyesi ona, Bülbül Alev’in suskunluğunda, Halil’in sessiz direnişinde, Kezban’ın kabullenişinde, Meryem’in fedâkârlığında, esaretin belki de tek bir yüzü olmadığını anlatmaya başlar. Oyunun prömiyeri 29 Ekim 2026 Perşembe günü Koma Sahnesi’nde.
Ve Ateş Bizi Tüketiyor (Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları)
Yeni sezonların uyarlamalarından birini de Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sahneye taşıyacak. Murat Gülsoy’un aynı adlı romanından hareketle Müge Oskay tarafından serbest uyarlama olarak yazılan ve Mehmet Birkiye’nin yönetmenliğini üstlendiği “Ve Ateş Bizi Tüketiyor”; eski şarkıların, gece yarısı çarpan kapıların, tekrar tekrar görülen rüyaların, arayış ve kayboluşların bir döngüsünü sunuyor. Oyunda gecenin içinde dolanıyoruz ve İstanbul sokaklarında kaybolan ihtiyar bir adamı arıyoruz. Bir radyo cızırdıyor, yüzler bulanıklaşıyor, evler yer değiştiriyor, zaman kırılıyor. Geçmiş ve şimdi, unutmak ve hatırlamak, “Ben” ve “O”. Hafızanın ve şehrin karanlık dehlizlerinde dolaşan tekinsiz bir gece yürüyüşüne davet eden oyun, edebiyat uyarlaması meraklılarına önerilir.
Woyzeck (Tiyatro ANTİ)
Geride bıraktığımız sezon perdelerini “Antigone” oyunuyla açan Tiyatro ANTİ, bu sezon repertuvarını Georg Büchner’in klasik eserini tek kişilik çağdaş bir yorumla yeniden sahneye taşıdığı “Woyzeck” ile zenginleştirecek. Büchner’in metninden hareketle Ömer İvedi’nin uyarlayıp yönettiği oyun; savaşın, yoksulluğun, iktidarın ve sistematik baskının birey üzerindeki yıkıcı etkilerini günümüz perspektifiyle ele alıyor. Minimal sahneleme anlayışı, fiziksel oyunculuk ve çok katmanlı anlatımıyla seyirciyi Woyzeck’in parçalanan zihnine ortak eden yapım; klasik bir metni bugünün dünyasıyla buluşturarak insanın varoluş mücadelesine evrensel bir bakış sunuyor. Sahnede Yaşar Bayram Gül’ü izleyeceğimiz oyuna dair yönetmen, “Woyzeck yalnızca deliliğin hikâyesi değildir. Benim için bu oyun, düşünme hakkı elinden alınan insanın hikâyesidir. Bugün de birey; emirlerle, kurallarla, ekonomik baskılarla ve görünmeyen otoriteler tarafından kuşatılıyor. İnsan, zamanla kendi sesini unutuyor ve başkalarının sesiyle yaşamaya başlıyor. Oyunun merkezine tam da bu dönüşümü yerleştirdim. Bu nedenle sahnede tek bir oyuncu var. Çünkü Woyzeck’in karşısındaki bütün karakterler aslında onun zihninde büyüyen seslerdir. Komutan, doktor, Marie ya da bando çavuşu… Hepsi aynı sistemin farklı yüzleridir.” ifadelerini kullanıyor. Dünya prömiyerini 9 Ekim 2026 Cuma günü Almanya’nın Nürnberg şehrinde yapacak olan oyunun Türkiye prömiyeri ise 17 Ekim 2026 Cumartesi günü Cihangir Atölye Sahnesi’nde.
