İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki İBB Miras’ın restorasyon ve yeniden işlevlendirme çalışmaları kapsamında kültür-sanat dünyamıza kazandırılan Casa Botter’de “Botter Sergileri” serisinin dördüncüsü olan “Solo Botter: Burhan Uygur” 20 Mayıs’a kadar devam ediyor. Levent Çalıkoğlu küratörlüğünde, asistan küratörlüğünü ise İrem Büşra Coşkun’un üstlendiği bu güzel sergiyi Pazartesi hariç her gün 10.00 – 19.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz.
Burhan Uygur, 1961-69 yılları arasında şimdiki Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nde resim eğitimi alır. 1970’te Salzburg yaz akademisinde Cobra Grubu’ndan Corneille ile birlikte çalışır ve sokak sergileri açar. 92 yılında 52 yaşında, çok erken sayılabilecek bir yaşta hayata veda edene kadar yaptığı işleriyle Türk sanatına resimleriyle iz bırakan sanatçılardan biri olur. Modernist bir yaklaşımı benimseyen ve daha çok soyut çalışmalarıyla tanınan sanatçının eserlerinde genellikle doğa, insan figürleri, mitolojik öyküler ve geleneksel Türk sanatı unsurları gibi temalar işlenir. Burhan Uygur kariyeri boyunca birçok uluslararası sergi ve bienale katılmış, eserleri dünya çapında özel ve kamu koleksiyonlarında yer almıştır. Bu başarıları onu sadece bir ressam değil, aynı zamanda bir kültür de yapmaktadır. Sanatının yanı sıra akademisyen de olan Uygur, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde uzun yıllar öğretim üyeliği yapmış ve genç sanatçıların yetişmesine önemli katkılarda bulunmuştur.

“Benim resimlerimde, her çırpınışımda ayrı bir neşter vururum kendime ve bu her neşterde içimden ayrı renkte kanlar akıyor. İnanıyorum ki resimlerimin özünü bu teşkil ediyor. Resimlerimin özünde sonsuz sevgi ve bunun yanında büyük acılar da yatıyor,” demiş sanatçı. Atölye ressamı olmadığını da belirtmiş. Bana hayalet gibi gezginci ressam diyebilirsiniz diyormuş, çünkü sürekli taşıdığı omuz çantasında sayısız defteri olmuş. Eskiz defteri gibi bakabilirsiniz bunlara ama asla o heyecanı tuvallere aktaramam demiş. Çünkü aynı heyecanın ikinci kez ortaya çıkmayacağını ama coşkusunun belki de o sıralarda okuduğu bir kitabın sayfalarına sıçrayacağını söylemiş. Bu kitabın da büyük olasılıkla bir şiir kitabı olacağına işaret ederken şöyle diyor: “Beni delirten bir şiir, bir dize, günler, aylar, hatta seneler boyu yakamı bırakmaz.” Resimlerinin şiir gibi isimleri de bu merakından geliyor sanırım. “Bir Tarla Kuşu Gördüm Kuşluk Vakti Küçük Kuşun Gözyaşı Vardı Mağrur Gözlerinde” ya da “Yaşam Namuslu bir Sessizliğin Rüşvetsiz bir Zamana Boşuna Hürmeti mi?” gibi isimler başka nasıl ortaya çıkar ki?
Bu arada kelimenin tam anlamıyla bir İstanbul aşığıymış Burhan Uygur. Konusu ne olursa olsun kompozisyonunun bir köşesine İstanbul’a ilişkin ipuçları yerleştirirmiş. Kubbeleriyle İstanbul silüeti, Galata Kulesi’nin külahı, martılar ve güvercinler… Kendisine “buhranlı Burhan” lakabını takan sanatçı için İstanbul hüznün ve melankolinin şehridir. Anın içindeki müziği, hüznü, güzelliği, sessizliği, melankoliyi yansıtan Uygur için resim, seyirlik bir obje değil görünenin ardındakine ulaşmak için aşkın bir yol, tenha bir dildi.
“Benim tekniğim kıt. Akademiden geldiğim halde kıt. Hiç aldırış etmeden istediğim tekniği kullanırım. Pasteli, yağlıboyayı, çini mürekkebini aynı tuvalde kullanırım. Sonra benim düşüncelerimin tekniği girer devreye. Herkes istediği kadar teknik diye bağırsın. Sanat nedir aslında? Sanat, benim kalbime giden bir olaydır. Küstah bir sanatçı değilim ama dünyaya bakışımı seviyorum. Aşkı, güzelliği ve kendimdeki kırıklığı görüyorum. Kırık yanımda öylesine güzellikler var ki, işte o beni mahvediyor.”
Duygularını yaşayabilen ve onlara korkmadan bakabilen, kendi özgün tarzıyla ve müthiş bir samimiyetle bunları aktarabilen ölümsüz sanatçılardan Burhan Uygur. “Resmin aşığı değil, uşağıyım, çömeziyim, hamalıyım,” diyecek kadar resme sevdalı bir sanatçı.
Onun fırçasından çıkan bu şahane seçkiyi bizlere ulaştıran İBB Kültür’e bir kez daha sonsuz teşekkürler. Kültürel değerlerimizi korumak adına verdikleri bu kıymetli çabaya teşekkürlerimizi göstermek için yapabileceğimiz en güzel şey de restore ettikleri kültür miraslarımızı gezmek ve düzenledikleri kültür-sanat etkinliklerine katılım göstermek olacaktır. Burhan Uygur sergisinin de son gününün 20 Mayıs olduğunu unutmayın ve programınıza alın derim.
İyi gezmeler.
