Elif Dağdeviren İle 23. Randevu İstanbul Festivali Hakkında Söyleşi



23. Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali bu yıl İngiltere sinemasından önemli isimleri ve İngiliz yapımı film seçkisini sinema meraklılarıyla buluşturuyor. Türkiyeli ve İngiltereli sinema üreticilerini yeni iş birlikleri için bir araya getiren, genç sinemacılara söz hakkı tanıyan, panel ve söyleşilerle her iki ülkenin önemli isimlerini sinema tutkunlarıyla çevrimiçi buluşturan Randevu İstanbul’a dair sorularımı TÜRSAK Yönetim Kurulu Başkanı Elif Dağdeviren’e yönelttim.

Randevu İstanbul hakkında görüşlerini ve çalışmalarını SanatOkur okuyucularıyla paylaşan, TÜRSAK Yönetim Kurulu Başkanı Elif Dağdeviren’e cevapları için teşekkür ederim.

Bu söyleşiyi gerçekleştirmemde bana destek olan Halil Şimşek’e teşekkür ederim.

Zor günlerden geçtiğimiz bu yıl TÜRSAK tarafından 23’ncüsü gerçekleştirilen Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali hakkında neler söylersiniz?

Elif Dağdeviren
Elif Dağdeviren

Randevu İstanbul Uluslararası Film Festivali, neredeyse çeyrek asırdır hiç ara vermeden devam ediyor. Bir vakfın bunca uzun süredir bir festival gerçekleştirebiliyor olması bana gurur veriyor çünkü bağımsız vakıfların hayatta kalmaları ve sürdürülebilir işler yapmaları çok zor. Tabii burada T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile özverili yönetim kurulu üyelerimize çok büyük bir teşekkür etmek gerekiyor. Randevu İstanbul’un en büyük özelliği bence kültürlerarası diyalog ve sektörler arası iş birliğine odaklanarak sinema ve günümüzde artık tüm yapımları her taraftan ele alıyor olması. Bu anlamda geçen seneden beri oluşturulan yeni yönetimle beraber dünyanın önemli festivallerden biri haline getirmek gibi hedefimiz var. Festival, her sene bir ülkeye odaklanıyor ve o ülkenin filmlerini Türkiye’deki sinemaseverlerle buluştururken Türkiye filmlerinden de özel bir seçki oluşturuyor. Aynı zamanda arka planda Türkiye’nin film sektörünün önemli isimlerini odak ülkemizden davet ettiğimiz önemli film üreticileri ile bir araya getiriyoruz. Bu da yakın, orta ve uzun vadede iş birlikleri, ortak üretimler, ortak yapımlar, Türkiye’de daha çok film ve dizi çekilmesi, Türkiye öykülerinin daha çok dünyaya yayılması gibi konulara vesile olacak. Bunu önce yapımcılarla gerçekleştirmeye başladık. Zamanla yavaş yavaş büyüterek öykülerimizden teknolojik olanaklarımıza kadar üretimin diğer katmanlarını da festivalin bir parçası haline getirmeyi hayal ediyoruz.

Festival bu yıl sinemaseverlere nasıl bir program ve yenilikler sunacak?

Bu yıl festivalde “İngiltere’ye Bak Dünyayı Gör”, “Türk Sineması’na Bir Bakış”, Türkiye’de 80. yılını kutlayan İngiltere’nin kültürel ilişkiler ve eğitim fırsatlarından sorumlu uluslararası kurumu British Council’in destekleri ile “İngiltere’den Kısalar” ve TÜRSAK Vakfı’nın düzenlediği bir başka yarışma olan Geleceğin Sineması’nda destek alan filmlerin gösterildiği “Geleceğin Sinemacılarından Kısalar” bölümleri yer aldı.

Elif Dağdeviren
Elif Dağdeviren

Pandemi nedeniyle festivallerin bir kısmı online ortamda seyircisiyle buluştu ve buluşmaya da devam ediyor. Sizin online film festivalleri hakkındaki düşünceleriniz neler?

Bir festival ara vereceğine online da olsa yapılmasına çok kıymetli görüyorum. Aynı zamanda da -tabi ki geçici bir süreç olduğu için altını çizerek bunu söylüyorum- sadece yapıldığı şehirde değil dijital olarak bu festivallere katılmak isteyen dünyanın neresinde olursa olsun herkese açılmış olarak bir farkındalık yaratıyor. Eğer daha geniş kitlelerle ulaşır ve sevilirse tekrar gerçek zamanlı olarak yapmaya başladığımızda belki de başka şehirlerden hatta ülkelerden de izlemeye, seyretmeye, katılmaya gelebilirler. Bu yüzden ben online festivalleri bu iki nedenden dolayı çok önemsiyorum. Farkındalık yaratması, marka değerini artırması, tek bir coğrafyadan genele yayılması ve sürekliliğin sağlanması açısından önemli.

Randevu İstanbul Festivali geçen senelerden farklı olarak ilk kez çevrimiçi gerçekleşiyor. Bu durumun festival havasını sekteye uğrattığını düşünüyor musunuz? Çevrim içi olmasıyla daha fazla sinemasevere ulaşıyor olmayı nasıl yorumlarsınız?

Tabii ki festival sinema salonlarındaki buluşmalar, panellerdeki o koşuşturma, enerji ile gerçek bir “festival” olur. Onun sıcak atmosferi bambaşka. Online olunca bu elbette ki sağlanamaz. Bir önceki sorunun cevabıyla aslında hemen hemen aynı olacak zira aynı zamanda festivalin devamlılığı ve yaygınlaşması da çok önemli. Paneller, söyleşiler kısmına gelince; online buluşmalara, dinlemelere bir anda öyle alıştık ki… Tabii ki geçici olduğunu bilerek.

Geçtiğimiz yıl 22. Randevu İstanbul Festivalinde; her yıl farklı bir ülkenin önde gelen sinemacılarını çağırarak büyük bir network oluşturmak ve İstanbul’u gerçek bir buluşma noktası haline getirmek istediğinizden bahsetmiştiniz. Bu yıl festivale davet edilen isimler kimler oldu? İş birlikleri için oluşturduğunuz bu zeminle birlikte Türkiye Sineması’na dair ortak yaklaşımları nedir?

Geçen seneyi hatırladığınız ve hatırlattığınız için teşekkür ederim. Rus Sineması’nın önemli isimleriyle bir araya gelmiştik. Bu yıl da İngiltere odak ülke olduğu için İngiltere’nin güçlü film yapımcılarını davet ettik. İngiliz Sineması’nın önemli üreticileri PACT, iş ortağımız olarak bizimle beraber olmayı kabul etti. Burada bu konuda gerçekten kendi işlerini de arka plana atarak yoğun çalışmış olan ve bize bütün bu bağlantıları sağlayan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve aynı zamanda Avukat ve Yapımcı olan Burhan Gün’e çok teşekkür etmemiz lazım. Çünkü gerçekten çok kıymetli bir buluşmanın gerçekleşmesini sağladı. PACT’e üye olan birçok önemli İngiliz film yapımcısı ve film üretimine katkıda bulunan şirket sahipleri ve yöneticileri gerek panellerle gerek izleyici olarak gerek birebir görüşmelerle bu festivalin bir parçası oldular.

Festival sonunda İngiltereli sinemacılarla ne tür iş birlikleri bekliyorsunuz? Türkiye sinemasına etkileri nasıl olur?

Elif Dağdeviren
Elif Dağdeviren

İngilizler bu süreçle ilgili enteresan bir yorum yaptılar. Avrupa Birliği’nden çıkmış olmak ve Türkiye dizilerinin dünyada bu kadar güçlü olması sadece bizim onlardan bilgi ve iş birliği için know-how talep etmemize değil, onların da bizden birçok konuda bilgi edinmek istemelerine neden oldu. Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülke olarak bu başarıyı nasıl sağladığımız merak ettikleri ve modellemek istedikleri bir konu, bunu anlattılar bize. Türkiye Sineması ile çok fazla bir farkındalık henüz yok dünyada ama dizilerimiz dünyayı kasıp kavuruyor. İngiltere ise sineması ille de güçlü. Böyle bir ülkenin Türkiye Sineması ile ilgili bu etkinlik sayesinde de bu kadar farkındalık sahibi olması çok iyi çünkü dünya dağıtım ağlarına beraberce girebileceğimiz gibi bir konu oluştu. Bunu çok kıymetli buluyorum.

İngiltere’den sinema sektörünün önde gelenleriyle, Türkiyeli sinemacıları ve sinemaseverleri sosyal medya üzerinden bir araya getiriyorsunuz. Bu yılki katılım hakkında neler söylersiniz?

Dediğim gibi bu paneller bence çok başarılı oldu çünkü çok ciddi bir farkındalık yaratıldı. İngiliz sinema üreticileri Türkiye ile ilgili elbette bu dizilerin hegemonyasından ve başarısından dolayı bir fikir sahibiydiler ama bunun arkasında yatan gerçekler, ekipler, çalışma onları çok etkiledi. Buradaki üretim teknikleri, kalitesi, iş gücü, öyküleri, sinema üreticisinin dünya görüşü ve dünya vatandaşı olan Türkiyeli sinema üreticileriyle tanışmanın kısa, orta ve uzun vadede meyvelerini toplayacağımızı düşünüyorum.

Festivale katılacak sinemaseverler için film önerisi alabilir miyiz?

Birbirinden güzel birçok film var ama ben şunu önermek istiyorum; Biz bu seneden itibaren diğer yaptığımız etkinliklerimizle, daha doğrusu bütün etkinliklerimiz arasında bir sinerji yaratmak istedik. Bir başka etkinliğimiz olan ve çok kıymet verdiğimiz Geleceğin Sineması’nın finalistlerini, ödül alanlarının kısa filmlerini bir seçki olarak bu festivalin içine koyduk. Geleceğin Sineması kısaca şunu yapıyor: Üniversite öğrencilerine fikir aşamasından bir film yapma aşamasına kadar eğitimlerle workshoplarla destek olup aralarından iyi senaryoların da filme çekilmesini sağlıyor. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na en içten teşekkürlerimizle zira en büyük destekçisi bakanlığımız. Çekilen kısa filmlerin çoğu Türkiye’de ve dünyadaki festivallerde dolaşıyor, seçkilere giriyor, ödüller alıyor. Bu filmlerin daha çok kitlelere yayılması gibi bir hedef koyduk ve böyle bir seçki yaptık. Yani ben bu seçkinin seyredilmesini özellikle tavsiye ediyorum.

1988 doğumlu, Sanat ve Kültür Yönetimi mezunu, sanat ve kültür meraklısı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.