Giacometti / Sade

OKU

Dün Sade okudum. Onun yazıları ilgimi çekiyor. İçeriğinde birbirini dengeleyen birçok düşünce var.” Alberto Giacometti Andre Breton’a yazdığı bir mektuba bu sözlerle başlar. Sanatçı 1929 sonrası Marquis de Sade’ı tekrardan keşfeden George Bataille ve Andre Breton etrafında toplanmış olan sürrealist gruba dahil olmuştur. Haziran 1933’de babasının kaybının ardından ciddi bir çöküş yaşayan Giacometti, acısını hafifletmenin yolunu sürrealistlerin favori yazarlarını okuyarak bulur. Breton’un tavsiyesiyle kendisini Sade’ın yazılarına gömer ve onunla kendisi arasında büyük bir uyum keşfeder. Paris’te Institute Giacometti’de gerçekleşen “cruel objects of desire” sergisi Sade’ın sanatçının eserleri ve metinleri üzerine etkisini gösteren ilk sergidir. Sergi 1930’larda yaptığı bazı çalışmaları, kaybolmuş olanların fotoğraflarını ve bugüne kadar hiç görülmemiş çizimlerinin olduğu defterlerini içermektedir.

Marquis de Sade romanlarında içinde yaşamakta olduğu 18. yüzyıl sonu Hristiyan toplumunun tasvirini gerçekleştirirken, bir yanda baskıcı muhafazakarlığı, diğer yanda hiçbir yasa tanımayan aristokrat libertenlerin yaşamını gözler önüne sermiştir. Yarattığı liberten kahramanların özelliklerini taşıyan yaşamı, imparatorluk döneminde de, devrim sonrası da mahkumiyetlerle doludur. Yaşamının otuz yılını hapsedilmiş olarak geçiren Sade, bedensel mahkumiyetinin karşısına, düşüncesine ve kalemine tanıdığı mutlak özgürlüğü koymuştur. Temsil edilemezin temsilini başaran, gösterilemezin gösterilmesine ön ayak olan sanatçı, bir yandan sürekli sansüre uğrarken bir yandan da devrim yıllarının en çok kabul gören düşünürü olmuştur. Marquis de Sade’ın kurduğu kapalı evrende, tek belirleyici arzudur. Hiç değinmek istemediğimiz yönlerimizi ve zihinimizin karanlıkta kalan bölümlerini kayda geçirmiş, görmekten kaçındığımız gerçeklerle yüzleşmeye zorlamıştır. Marquis de Sade bir yandan büyük günahkar olarak adlandırılmış, sapkınlığın havarisi olarak, etik değerlerin mezarı üzerinde dans eden ruhsuz bir yozlaşmacı olarak kabul edilmiş, bir yandan da büyük bir özgürlükçü olarak ikonlaştırılmıştır.

Woman Holding the Disagreeable Object
Man Ray

Alberto Giacometti yaptığı Sade okumalarının ardından “Devrimin Hizmetinde Sürrealizm” isimli dergiye metinler yazmaya başlar. Giacometti bu metinlerinde bir zalimlik tiyatrosunu tekrar sahneye koyarak yazarı yad eder. Sadik bir üslupla, dile getirilmeye çekinilen cinayet, tecavüz gibi fantezileri, üst üste bıkmasızın tekrar eder. Baskı ve acının eşlik ettiği zevkin birleşimidir işlenen cinsellik. Sergi, Giacometti’nin metinlerinin ve ona eşlik eden çizimlerinin yayınlandığı dergi sayfaları ile başlamaktadır. Bu okumalar ve yazı denemeleri sanatçının sanatsal üretimine farklı bir etki yapar. Çalışmalarında Sade’ın detaylarla desteklediği naturalistik ve realistik üslubuna mesafe koyarak Giacometti, uçucu çağrışımlarla anlatımı tercih eder. Bu dönemde sanatçı, Freudien düşüncenin etkisi altında, tüm bilinç altı fantezilerini serbest bırakarak onların hükümdarlığında, çelişkili duygular içeren ikircikli nesnelere form verir.

Bakışla birine sahip olmanın verdiği zevk gerçeği sanatçıyı gözlerle çalışmaya iter. Suspended Ball adlı eserinde göz sallanan bir top olarak hafifçe, keskin ve net formda bir hilale sürtünür. Gözün erotik bir temasla her an kesilme ve delinme tehdidi altındaki sallanışı Bunuel’in filmindeki korneayı kesen bıçak sahnesine bir göndermedir. Man and woman adlı imkansız koitusu temsil eden eserinde, iki seksin mücadelesini, aralarındaki cinselliğin tansiyonunu anbean kristalize ederek vurgular.

Kuyruğunda dikenler taşıyan bir sperm şeklindeki orantısız fallus Disagreeable Object adını alır. Bu ve bunun gibi işkenceyi çağrıştıran disfonksiyonel objeler, sadik arzu ve onun sonuçlandırılamayışı arasındaki sınırda gezinir. Gerçekleşmeyecek olan mutlak bir tehlikenin gerilimiyle bu acımasız objeler fantezi ve gerçek arasındaki fay hattını gözlerimizin önüne serer. Sergiye aynı zamanda Desagreable Object’in çıplak bir kadının kucağında Man Ray tarafından çekilmiş bir fotoğrafı da eşlik etmektedir.

Giacometti’nin dergiye yazdığı hikayelerinde tıpkı Sade’ın kadın kahramanları gibi, kadınlar hem kurban hem de katil olmuşlardır. Sanatçı metinlerinden birinde yaşam siklusunu şu şekilde tanımlar ; “kadın oğlunu yer, oğul anneyi emer, erkek kadının içine girer kadın erkeği absorbe eder, hepsi aynı düzlem içinde hemzemin gerçekleşir.” Woman with her throat cut adlı eserinde kadın karşımıza yarı insan yarı hayvan şeklinde hibrit bir varlık olarak çıkar. Tecavüz sonrası boğazı kesilerek öldürülen kadının bedeni parçalanmıştır. Ancak bu çarpıtılmış yeni formuyla erkeğini yutmaya hazır dişi bir böceğe dönüşmüştür. Açılmış sivri uçlu kaburgaları ile erkeğini içine alıp yok etmeye hazır bir vagina dentatadır artık.

Disagreeable Object
Bronz
15x48x11,8 cm
Fondation Giacometti

“Arzunun Acımasız Objeleri” isimli sergi, izleyiciyi sanatçının düşsel gerçekletirilememiş arzularla yüklü nesneleri ile ilk kez bir araya getirmektedir. Bu objelerin tekinsiz ve tehditkar karakterleri ölçüsüz bir şiddet dışa vurur. Sade’ın düş gücüne ayak uydurur. Sergiye bir de Estefania Penafiel Loaiza’nin 8 dakikalık bir videosu eşlik eder. Bir kadının tek gözüne odaklanan videoda gözbebeğinde Luis Bunuel ve Salvador Dali’nin sürreal filmi Endülüs Köpeği’nden bir sahneyi tekrar tekrar izleriz. Sahne korneası bisturiyle ikiye ayrılan bir kadını göstermektedir.

Büyük umutlarla girdiğimiz 21. Yüzyılda Marquis de Sade’ın tasvirlediği şiddetin, yok edilebilir olmayışı ve sürekli varoluşun bir parçası olarak tekrardan eyleme geçiyor oluşu, onun önemini korumasına neden olmuştur. “Juliette Erdemsizliğe Övgü” romanının sonunda “Felsefe her şeyi söylemelidir” diyen Marquis de Sade’ın insanı şaşırtan başkalığıyla yüzleşmesinin, körelmeye karşı bir reçete olabilmesi, yeni hissetme ve düşünme tarzı ile oluşturduğu üslubunun ve kendisinden sonra gelen bir çok sanatçı ve sanat akımı tarafından yorumlanış biçimlerini daha sıklıkla göreceğimizi düşünmekteyim.

Sibel Erdamar

1971 İstanbul doğumluyum. 1995’de Çapa Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra ihtisasımı İstanbul Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon dalında tamamladım. 15 yıl anestezi hekimliğinin ardından Floransa’da restorasyon eğitimi aldım. Daha sonra Işık Üniversitesi'nde Sanat Kuramı ve Eleştirmenliği yüksek lisansımı yaptım. KRANK Art Gallery’nin kurucu direktörlüğünü yapmaktayım.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

GAMZE TERRA
Önceki

Kurgucu ve Yönetmen Gamze Terra ile Söyleşi

Sonraki

Gülriz Sururi kimdir?

Kaçırmayın!

Akan Beden Üçüncü Edisyonuyla Mardin’de!

Akan Beden Üçüncü Edisyonuyla Mardin’de!

Akan Beden Performans ve Konuşma Dizisi’nin üçüncü edisyonu 10-11-12 Mayıs
Halil Altındere, Siha Halı 1, 2023, 190 x 280cm

Halil Altındere “A Brief History of My Last Three Years” Sergisi

Pilot Galeri, 23 Kasım 2023 – 13 Ocak 2024 tarihleri