Ömer Sedat Yenidoğan ile Üretimleri Üzerine Söyleşi // Fatma Leylâ Ak



Ömer Sedat Yenidoğan, Taş Gibisin Serisi
Ömer Sedat Yenidoğan, Taş Gibisin Serisi

Sanatçı Ömer Sedat Yenidoğan’a paylaştığı fikirleri ve aktardığı deneyimleri için teşekkür ederim.

Kavramsal çerçeveni ve üretimlerini nasıl tanımlarsın?

Çalışmalarım insan odaklı, birey, figür, din, mitoloji, sosyal baskılar, toplum ve çeşitli roller üzerine çalışıyorum.

Çalışmalarım beden üzerine. Onlara cinsiyet atamıyorum. Biyolojik oluşumlarını açık bırakıyorum. Queer insanların da sahip oldukları kimlikler üzerinden bedenlerini sorguladıklarını düşünüyorum. Benim kendimi keşfetme sürecim böyleydi.

Bununla birlikte insan bedeni üzerine çalışmamın sebebi birey olarak kendimi keşfetmem ve bu keşfi başkalarına da aktarmak istiyorum ki kendilerini keşfedebilecekleri bir kapı aralamak istiyorum.

Çalışmalarımda dini ve mitolojik konular da baskın. Ailemin muhafazakar olması ile gelişti… Babam din annem toplumsal kültürel konular da muhafazakar dolayısıyla birinden gördüğüm rahatlığı diğerinden göremiyordum. Burada kendi keşfettiğim zamanlarda sorguladığım şeylerdi özellikle din… Sanatsal anlamda profesyonel hayata geçmem Nuh’un Gemisi orada kurtarıcıyı sorgulamam ile başladı ve böyle devam etti.

İnsan bedeninde cinsiyeti queerin bedenden çok beden teorisine odaklanması gibi aslında..

Evet ama bazen bunu cesaretli bulmayanlar var. Ben fotoğraf üzerine çalışıyorum, çalışmalarım daha cüretkar olabilirdi fakat erotizm bana daha çok çekici geldiği için cinsel organları göstermek istemiyorum.

Bir idealizmi bir görüşü benimsediğinde onu illa apaçık vermek, o düşünceyi bağırarak söylemek şart olmamalı. Siyaset gibi idealizm ve onun kavramlarını meydanlarda, koltuklarda bağıranların dillerinden düşmeyen adalet ve demokrasi kavramlarının ne kadarını sahiden benimsediğini söyleyebiliriz ki? Halimiz aşikar.. Sanatçı olmanın en kıymetli yanı bu galiba. Üretim her zaman özgür bir ortamda gerçekleşmiyor. Kaygıdan ve sancıdan doğurabilmek önemli bir mesele.

O yola girip keşfe başladığın ve o keşfin tadını aldığın zaman geri dönmek ve baskılara boyun eğmek  istemiyorsun. İçindeki anarşist duygular ortaya çıkmaya başlıyor. Toplumun istemediği aykırı insanlar oluyorsun.

Zeus’un Varisleri çalışmaları da içinde büyüdüğün hikaye ile mi bağlantılı?

Evet Zeus’un Varisleri de öyle…Mitolojiye fantastik figürlere çocukluğumdan beri ilgi duydum. Zeus’un Varisleri de yine din kurtarılma kurtarıcı arama gibi beklentileri sorguluyor… Başlangıçta sadece Kaos var, Kaos’tan Kronos doğuyor ve babasını öldürüyor, Kronos’tan Zeus doğuyor ve o da babasını öldürerek tahtın sahibi oluyor.

Baktığımızda saltanat taht geçmişlerinde bir kan var… Oğul babayı katlediyor bir şekilde ve onun tahtına geçiyor. Bu süreçte de Zeus’un çocukları da mutlaka onun tahtına göz dikmişlerdir. Benim sorgulamam da hangi tanrı onun yerine geçer? Benim seçtiğim on iki kişi Olimpos’u Zeus’la birlikte yöneten tanrılardı ve her tanrının sahip olduğu güçle ilgili de bir sorgulama yaratmak istedim. Her bir tanrı kendisine ait güçle tahta geçerse bunu nasıl kullanabiliri sorgulamak istedim.

Zeus’un Varisleri Nft olarak da sergilendi mi? Nft dünyası ile aran nasıl?

Hepsi basılı olarak sergilendi. Zeus’un Varisleri’nden sadece iki tanesi nft şu anda. Nft dünyası ile çok fazla bağ kuramadım. Sosyal medya gibi mecralarda görünür ve aktif olmak çok önemli. Nft’nin daha başlangıcındayım.

Yeni bir projem var “Taş Gibisin” burada din yerine daha çok bireyi beden olumlaması ve her bedenin eşsizliği biricikliği üzerine odaklandım. Bu seri ile Nft dünyasına giriş yapmak istiyorum.

Taş gibisin çalışmalarının oluşum sürecinden bahseder misin?

Bu projenin tekniği body painting. Bütün modellerin vücutları body painting tekniği ile boyandı. Buna ben Lotus Girl ile başlamıştım ve Zeus’un Varisleri ile devam ettim. Sonra bunu daha bireysel hale getirmek istedim. Bir modelle çalışırken o heykel görüntüsü benim çok hoşuma gitti ve birçok insanın böyle görünmek isteyebileceğini düşündüm. Bunu düşünmeme sebep olan toplumsal baskılar, maruz kaldığımız body shamingler… Ne kadar standart ölçülerde olunsa bile insanlar birbirine body shaming uyguluyorlar. Body painti kendi üzerimde de denedim, bu deneyimi yaşamak da hoş bir duygu.

Fırsat oldukça atölyede modellerle birlikte çalıştım. Bazıları yüzünün gözükmesini istemedi…
Birlikte farklı deneyimler yaşadık. Onları yalnız bırakıyordum vücutlarının diliyle, yönlendirmiyordum. Kendilerini yansıtıyorlardı. Bazen fotoğraflar içine kapanıyor, bazen açılıyor. Beyaz seçmemin sebebi de bir noktada beyazın gri skalasının genişliği. Tam siyah yok belki ama siyaha kadar birçok gri skalayı barındırıyor. Bunları ben içinde bulunduğumuz duygu durumlarına benzettim.

Bazen çok mutluyuz bazen çok mutlu olsak bile içine kapanığız başkalarını yansıtmıyoruzdur. Bireyin herhangi bir problemi olabilir; içsel bir çatışması olabilir, toplumsal bedensel baskılar olabilir bunları yansıtmak istedim projede.

Çok güzel! İnsan çıplak kalma durumunda hissettiği duyguların sanki daha çok farkına varabilir gibi. Soyunma eylemi sanki bedeni üstündeki kabukları çıkarırken ruhta olanları da çıkarabilecek gibi. Bir taraftan da özgürleşme hissi gibi. Yere çıplak ayaklarla basmak, zemini hissetmek ayaklarında kum tanesi ya da taşlar..  özgür bir ruhta acı ya da mutluluğu hissetmek önemli olan. İşlerinin sergilendiği mekanlar arasında Galata Rum Okulu da var ben oranın ruhunu çok seviyorum ve içinde gezerken o binanın geçmişte yaşayanlarıyla geziyor gibi hissediyorum. Bir sanatçı olarak Galata Rum okulunda eserinin sergilenmesi sana nasıl hissettirdi.?

Base’in ilk edisyonunda yer almıştım. O yıl Marmara mezuniyet yılımdı ve Nuh’un Gemisi bitirme projemdi. Base’in Galata Rum okulunda ilk açık çağrıyı görünce heyecanlanmıştım. Fotoğraf sanatçısı olarak görsellik ön planda. Dediğin gibi Galata Rum okulunun çok güzel bir ambiyansı var. Orada Nuh’un gemisi çalışmam sergilendi. Çok keyifli ve hayatımın özel günlerinden biriydi. Katılımcı sanatçılar ile kıymetli dostluklar kurdum.

İlk profesyonel işinin Galata Rum okulunda olması ne güzel! Nuh’un Gemisi eserinle Galata Rum Okulu mutlaka güçlü bir ilişki kurmuş ve kendisini izleyene okutmuştur.

Nuh’un Gemisi dini mitolojik Galata Rum Okulu ruhani… Nuh’un Gemisi pek çok coğrafyada yer alan, Kafkasya’da, İran’da, Hindistan’da, Çin’de… bunların çok benzerlikleri de var pek çok dine de ilham olmuş. Benim çalışmamın sergilemesi için en uygun yerlerden biriydi, kendisini daha iyi gösteremezdi diye düşünüyorum.

Sanat dünyasında insanların daha hassas olmasını bekleriz bazen bu beklenti karşılığını vermeyebilir. Queer sanatçı olduğun için maruz kaldığın engelleme ya da sansür oldu mu?

Açıkçası birebir maruz kalmadım ama çıplak bedenler üzerine çalıştığım için bir sansürle karşı karşıya kaldım. Bunu Türkiye’nin değişen toplum yapısına veriyorum. Gittikçe daha muhafazakar, ikili ve zıtlaşıyor. Bireylerin kendinlerini ne kadar geliştirseler de toplumun baskılarına uyum sağlamaya çalıştıklarını düşünüyorum. Bu konuda çelişkili hareket ediyorlar. Bir düşüncenin ifadenin ortaya çıkabilmesi ve varlığını temelleştirebilmesi için özgür ortamların olması lazım. Queer olsun ya da olmasın her sanatçının kendine görünürlük katabildiği alanlara onu teşvik eden kurumlara kişilere ihtiyacı var.

Galata’da Nuh’un Gemisi sergilendiği yıl sanırım Tophane’de bir galeri basılmıştı, ben de acaba benim işlerime de bir saldırı olur mu diye çok korkmuştum.

Queer sanatta sana ilham veren ya da cesaret veren isimler oldu mu?

Türkiye’de beğendiğim sanatçılar var. Erinç Seymen, Berk Kır, Ekin Keser… Dünya’dan Rob Woodcox, Fabio Damotto, Spencer Tunick… Nick Brandt Afrika’da hayvan sömürüsü ve yerel halkın sömürüsü üzerine çalışıyor. Nuh’un Gemisi hayvanlara karşı olan sevgim ve ilgimden de doğdu çok küçük yaşlarda National Geographic’de çalışmak istemiştim. Çekinmemem gerektiğini fark ettim aldığım eleştiriler beni daha ileriye taşıdı ve cesaretlenmemi sağladı.

Queer teoride eksik bulduğun araştırma ve çalışma noktaları var mı?

Queer sanatın kapsayıcı olduğunu düşünüyorum ve bu kapsayıcılıktan koparsa belki eksik kalabilir.
Queer teori son yıllarda hayatımızda ve bilinirliği artıyor kapsayıcılığını görmek ve onun üzerine çalışmaları görmek beni motive ediyor.

Somut veriler haline gelmesi daha etkili olmaz mı?

Sayısal veriler çok önemli. Ben YTÜ fizik okuyordum sonra fotoğraf bölümüne geçtim. Kavramsalın yanında analitik ve istatistikler de çok önemli. Belki bu eksikliği olabilir ve bu verilerle tamamlanabilir.

Fatma Leylâ Ak, sanat tarihçi kent, bellek ve sanat üzerine yazar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.