Ozan Ünal farklı disiplinlerde üretimleri olan çok sevdiğim sanatçılardan biridir benim için. O yüzden her ne kadar en çok heykelleriyle tanısak da onu, kendisine sadece heykeltıraş demek eksik kalacaktır. Desenleri, çizimleri, hem büyük hem de masa üstü boyutlarda heykelleri ve yazılarıyla çok boyutlu sanatçılardan. Hesabında paylaştığı işleri kadar altına ne yazdığını da okumaya can attığım, o işin hikayesini şiirsel bir dille bizlere ulaştıran tarafı benim gibi edebiyat severlerin de dikkatini çekmiştir ve hoşuna gidiyordur diye düşünüyorum.
Bu nedenle geçtiğimiz hafta koşarak Artopol Galeri’de 13 Mayıs’ta açılan İki Kişilik Bir Dünya sergisini gezmeye gittim. Bu kez ağırlıklı olarak küçük boy 13 adet bronz heykeli bizi karşılıyor Ozan Ünal’ın. Ve duvarlarda da onlarla uyumlu olarak kendi yazdığı kısa ve şiirsel metinler. Romantik bir teması olan serginin girişinde yer alan kısa videoda da söylediği gibi:
“Canım ülkemiz kendisinden başka bir şeyle meşgul olma olanağı tanımasa da aşktan bahsetmek istedim, çünkü aşk her zaman kurtarıyor. Eğer kendine iki kişilik bir dünya yaratabilirsen, o kocaman dünyadan biraz olsun sıyrılabiliyorsun.”

Galerinin arka tarafındaki odada da bonus olarak büyük boy birkaç heykeli ve yine büyük ebatlı desen çalışmaları yer alıyor. O büyük heykellerden Rüya ve Kabuk isimli olanları 2021 yılında Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamı’nda gerçekleştirilen Rüya Anıdan Sayılır mı sergisinden hatırlıyorum. Yine büyük bir hayranlıkla izledim, özellikle Rüya’yı. Sanatçı o sergi için genellikle demir, bronz ve beton gibi malzemelerle yarattığı çok büyük ebatlı işleri için çalışırken kendisine bir nefes molası olarak bu sergideki küçük boy bronz heykelleri de yapmış. Şu ana kadar hiçbir yerde sergilenmeyen bu küçük güzellikleri 15 Haziran’a kadar görme şansınız var.
Bu arada Ozan Ünal’ın 21 Ekim-9 Kasım 2025 tarihleri arasında düzenlenecek bir sonraki sergisinin “Rüya Hissi Süsler, Hafıza Anıyı” isimli limitli sayıdaki sanatçı imzalı eskiz defterine sahip olmak isterseniz Artopol Galeri ile iletişime geçebilirsiniz. Bu düşünceye de bayıldığımı söylemeden geçemeyeceğim.

Melike Bayık’ın sergi metninde de yazdığı gibi:
“Bu sergi, aynı zamanda bir karşı duruş: hız çağında yavaşlamaya, gürültü çağında susmaya, tahakküm çağında birlikte var olmaya yönelik bir estetik önerme gibi karşımıza çıkar. Figürlerin aralarındaki boşluk, belki de en dolu yerdir. Çünkü orada karşılıklı bir kabul, bir tanıma ve bir eşlik etme hali vardır. Bu iki kişilik dünya, bireyin ötekine açılabileceği en sade, en direngen, en kırılgan ama en kalıcı formu taşır.
Bu heykeller, bir anlatıdan çok bir hatırlatma gibidir. İnsan, bir diğer insanla birlikte olduğunda eksilmez. Aksine, kendi yerini bulur. Çünkü bazen en büyük dünyalar, yalnızca iki kişiyle kurulur.”
Bu kadar sert malzemelerle içimizi bu kadar yumuşatmayı ve ısıtmayı başardığı için ben ayrıca teşekkür ediyorum Ozan Ünal’a. O büyüleyici dünyasına dalmak adına benim için sırada kütüphanemde okunmayı bekleyen Diğer adlı kitabı var.
