Şiir Dizelerinden Müzik Grubuna: “Mavi Huydur Bende” İle Söyleşi

Son dönemin istikrarlı ve dinleyen grafiği devamlı artan gruplarından “Mavi Huydur Bende”nin solisti ve şarkı yazarı Serkan Atay ile müziklerini, sektörü ve pek çok şeyi konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Serkan Atay:
“Her şey çok hızlı tüketiliyor ve müzik de bundan payını en çok alan alanlardan biri.”

İlk sorumuzu sizinle sohbetimiz vasıtasıyla tanışacaklar için soracağız ama belki dinleyenleriniz arasında da merak edenler ve hatta belki de şiir alıntısı olduğunu bilmeyenler için de bir açıklama olmuş olsun.

Mavi Huydur Bende
Mavi Huydur Bende

Edebiyat ve şiir sever bir grup olduğunuz çok açıkça belli oluyor. Söyleşimize “Edip Cansever” diyerek başlıyoruz, siz de grubunuzun adını alan şiirden ve neden bu dizeyi seçtiğinizden bahsedebilir misiniz?

Gruba ismini Edip Cansever’in “Günlerden” isimli çok sevdiğim şiirinin dizesinden vermiştim. Tabii bu ismi tercih etmemin ilk nedeni Mavi Huydur Bende’yi sadece şiir besteleyip paylaşacağım bir Youtube projesi olarak başlatmış olmamdı. Proje için uygun olduğunu düşünmemin sebebi de maviyle ilgili neredeyse her şairin en az bir şiirinde kullanmış olduğu bir metaforunun olması. Şiirde mavi; kimi zaman bir denizin, gökyüzünün verdiği umutken, kimi zaman da hissettirdiği sonsuz bir boşluk, yalnızlık olabiliyor. Projenin gidişatı değişmiş olsa da ismi değiştirmek istemedim zira müziğim için de aynı şeyleri düşünüyorum.

İki kişiden oluşan grup elemanlarını tanıyabilir miyiz?

Ben 33 yaşındayım ve Antakya doğumluyum. Antalya’da yaşıyorum. Erkek kuaförüyüm. Büyüdüğüm evde ne bir kenarda duran müzik aleti ne de müzikle ilgilenen kimse vardı. Yani müzikle ilgili klasik bir hikayem yok. : ) Onlu yaşlarımda yazmaya ve müziğe olan ilgimi keşfettim. Yirmili yaşlarımda ise bu alanlarda üretmek istediğime karar verip kendi kendimi geliştirmeye başladım. Ayrıca edebiyat alanında da üretiyorum.

Okan 1988 Ankara doğumlu. İzmir’de yaşıyor. 2008 yılından beri gitar çalıyor. Blues, rock, latin gibi türlerde birçok farklı grupta gitarist olarak yer aldı. Hem sahnede hem stüdyo kayıtlarında birçok sanatçıya da eşlik etti. Kendisi çok iyi bir müzisyen. 2017 yılında tanıştık ve o günden beri beraber çalışıyoruz.

Şarkılarınıza baktığımızda son dönemde bir tarz geçişi hissediliyor. İkinci albümün şarkıları art arda geldikçe bunu daha net görüyoruz. Mavi Huydur Bende’nin müzikal yolculuğunu sizden öğrenebilir miyiz ve ayrıca yaptığınız müziği tarz olarak nerede konumlandırıyorsunuz?

Bu tarz geçişi benim farklı müzik türlerine ilgimin olmasından ve bunları denemek istememden kaynaklı. Ayrıca müzik yaparken de kendimi sınırlandırmayı sevmiyorum. Okan’la kafa kafaya verince de daha da zenginleşiyor yaptığım şarkılar. Albüm çıktığında dinleyenler sound olarak yayınladığımız şarkıların dışında birkaç farklı şarkı ile daha karşılaşacaklar. Tarz olarak bir yere konumlandırmakta zorlanıyorum ve açıkçası bunu tercih de etmiyorum çünkü birçok farklı türden öğeler içeriyor.

Albümden tekliler yayınlanmaya devam ediyor: “Dipler Çiçek Açar”, “Kalıplar” ve son olarak “Kafamı Bozdun”. Albümün yaklaşık çıkış tarihi ve içinde kaç şarkı olacağı belli mi?

Albümde on şarkı olacak ve öncesinde bir tekli daha paylaşacağız. Diğer şarkıların tamamı da yeni şarkılardan oluşuyor. Kayıtlarına devam ediyoruz ve yaklaşık olarak Ekim, Kasım aylarında çıkarmayı planlıyoruz.

Dipler Çiçek Açar | Kalıplar

Albümde birleşen tekliler konusuna değinmişken; eskiden olduğu gibi albüm içindeki şarkılar bir arada yayımlanmıyor. Ve artık sizin de yapmış olduğunuz gibi, şarkıları tek tek yayınlayıp albümleştirme durumu müzisyenler arasında çokça tercih ediliyor. Bunun avantajları, varsa dezavantajları ve bu sisteme nasıl ulaştık hakkında sizin yorumlarınızı öğrenebilir miyiz?

Ben sosyal medyanın hayatımızda daha çok yer kaplaması ile bu duruma geldiğimizi düşünüyorum. Neredeyse artık her şey oradaki akıştan ibaret. Her şey çok hızlı tüketiliyor ve müzik de bundan payını en çok alan alanlardan biri. Ben halen albüm dinlemeyi tercih eden biri olarak böyle bir zamanda tekli paylaşılmasını sanatçı açısından daha avantajlı buluyorum. Nedeni de daha kısa aralıklar ile yayınlanan şarkılarla dinleyici ile sürekli bir etkileşim içinde kalabilmek. Ama albümün halen daha prestijli olduğu ve bir sanatçının müziğine dair daha net fikirler verdiği düşüncesindeyim.

Şarkı sözlerinizde toplumsal, sistemsel mesajlar görüyoruz derken son şarkınız “Kafamı Bozdun”da da toksik ilişkilerin alaycı bir dille anlatımını keyifle dinliyoruz. Grubunuzu takip eden ve dinleyenler sizin şarkı sözlerinizdeki anlamı hemen fark edeceklerdir zaten, bununla birlikte döneme baktığımızda; şarkı sözleriyle anlamsızlaşmış bambaşka bir dünyaya ait olduğu hissi veren şarkılar şu an kasti öne çıkarılıyor gibi. Bu konuda yorumunuz var mıdır?

Bunu popüler kültüre bağlıyorum ben. Tv ve radyo döneminde de bir ana akım vardı ve büyük firmaların sayesinde her yerde öne çıkarılıyordu. Müziği tüketim biçimimiz değişmiş olsa da ne yazık ki bu durum hala varlığını sürdürüyor. Bence vahim olan şey müzik üretimi ve tüketiminde insanların eskiye göre anlam arama kaygısının daha az olması. Şunu da eklemek istiyorum maalesef hem eski hem yeni dinleme biçimlerinde insanları maruz bırakarak onlara sistem istediğini dinletiyor ve tükettirebiliyor. Bence bunun çözümü dinleyicinin bilinçlenip bu durumu reddetmesinden geçiyor.

Bağımsız bir grupsunuz. Bağımsız müzik, bağımsız müzisyenlik terimleri de sektörde sanki biraz karışmış gibi. Bu konuda sizin yorumlarınızı alabilir miyiz?

Türkiye’de bağımsız müzik için bir müzik türüymüş gibi bir algı oluştu maalesef. Ama özünde ana akımın dışında müzik yapan ve “biz de varız” deyip müziğini alternatif yollarla yayımlayan sanatçıların oluşturduğu bir tavır olarak ortaya çıktı. Tabii artık yaşadığımız çağın tanıdığı imkanlarla popüler türlerde müzik yapan birçok müzisyen de ideolojik olarak bağımsız olmayı tercih ediyor. Bu yüzden herhangi bir müzik türü ile sınırlandırmak zaten mümkün değil. Bence bağımsız müzisyen; kendi özgür iradesi ile müziğini istediği gibi üretebilen, eserlerinin hakları ve dağıtımında da söz sahibi olabilen kişidir. Bu şartlar dahilinde tür ayrımı olmadan müzisyenin ürettiği ve yayımladığı eseri “bağımsız müzik” olarak nitelendirebiliriz.

Sohbetimize katıldığınız için çok teşekkür ederiz, son olarak sizin açıklamak istediğiniz bir konu var mı?

Öncelikle size ve SanatOkur’a bu keyifli söyleşi için çok teşekkür ediyorum. Söyleşiyi okuyan herkesten özellikle sevdikleri bağımsız müzisyenlere destek olmalarını rica ediyorum. Sevgiler.

Türkiye'nin En Büyük Sanat Haber Portalı, Güncel Sanat Haberleri, Sergi Rehberi, Sanatçı Portfolyoları, Sanat Üzerine Röportajlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.