Dr. Feride Çelik ile “Görünür/Gizli” Sergisi ve Sanata Dair

Dr. Feride Çelik
Dr. Feride Çelik

Farklı kültür-sanat platformlarında tablo okumaları ve modern sanat tarihi dersleri veren, ayrıca koleksiyonerler ve kurumlara sanat danışmanlığı hizmeti sunan Dr. Feride Çelik ile küratörlüğünü üstlendiği, Alpek Sanat Galerisi’nde açılan “Görünür/Gizli” sergisi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. Sohbetimizde serginin sezgisel ve felsefi çağrışımları, izleyiciye sunduğu deneyim alanı ve sanatçıların üretim süreçlerine dair detaylar öne çıktı.

Söyleşimizde Dr. Çelik, güncel sergi pratiklerinden izleyici deneyimine, sanat eğitimi ve tablo okumalarının öneminden küratöryel süreçlere kadar kapsamlı bir perspektif paylaştı. Ayrıca Türkiye’nin küresel sanat ekosistemindeki yeri, sanat dünyasındaki eğilimler ve teknoloji ile sanatın kesişim noktaları üzerine de değerlendirmelerde bulundu.

Antalya’da açılan Görünür-Gizli sergisi, Ali Şentürk, Ozan Ünal ve Şahin Demir’in figüratif heykel ve resim çalışmalarını sanatseverlerle buluşturuyor.
Antalya’da açılan Görünür-Gizli sergisi, Ali Şentürk, Ozan Ünal ve Şahin Demir’in figüratif heykel ve resim çalışmalarını sanatseverlerle buluşturuyor.

“Görünür/Gizli” başlığı hem sezgisel hem de felsefi bir çağrışım taşıyor. Bu sergi fikri sizde hangi düşünceden ya da sorudan yola çıkarak şekillendi?

Sergi, Erving Goffman’ın bireyin toplumsal yaşamda sürekli rol oynadığı fikrinden hareketle doğdu. Goffman, yirminci yüzyılın en etkili sosyologlarındandır. Bu teori üzerinden yüzlerimizin hem görünür hem de saklı taraflarını üç sanatçının üretimleri üzerinden oluşturdum.

Serginin çıkış cümlesi olan “Bazen en çok gördüğümüz, en az anladığımızdır” ifadesi, yüzeyde kalma hâline dair güçlü bir eleştiri barındırıyor. Sizce bugünün dünyasında en çok neyi görüyor ama en az neyi anlıyoruz?

Bugünün dünyasında herhalde en çok gördüğümüz kendi yüzümüzün yanı sıra başka yüzlerdir. Genellikle de en çok gördüğümüz ve en az anladığımız kendi yüzümüz olur. O yüzden sergide farklı malzemelerden yapılan sanat işleriyle kendini korumak için görünür olan, kendini saklamak için gizlenen bir tür zırh görevini üstlenen suretlerimizi düşünmemizi istedim.

Resim ve heykellerden oluşan bu seçkide, görünür olanla görünmeyen arasındaki o “ince çizgi” izleyiciye nasıl bir deneyim alanı açmayı hedefliyor?

Sergi izleyicisine şu soruyu yöneltiyorum: Biz mi yüzümüzü seçiyoruz, yoksa yüz mü bizi görünür ya da gizli kılıyor? Bu soruyla izleyiciyi kendi duruşunu ve seçimlerini düşünmeye davet ediyorum.

Küratörlüğünü üstlendiğiniz bu sergi sürecinde, sizin için başlangıçta “gizli” kalan ancak süreç içinde açığa çıkan bir keşif oldu mu?

Karma bir sergi olmasından ötürü yeni sanatçılarla da çalışma fırsatı buldum. Bu sayede aslında uzaktan tanıdığım yani yüzlerini ve eserlerini bildiğim sanatçıların gizli kalmış yönlerini de tanıma fırsatı buldum.

Aynı zamanda tablo okumaları ve modern sanat tarihi dersleri veriyorsunuz. Bu deneyimlerinizden yola çıkarak, günümüzde izleyicinin bir eseri “okuma” biçiminin nasıl dönüştüğünü gözlemliyorsunuz?

Artan sanat tarihi eğitimleri gerek online gerekse yüz yüze ve de sergi turları sayesinde sanat izleyicisi bilgilendi ve daha bilinçli bir şekilde eserlere bakarak okumaya başladı.

Düzenlediğiniz sanat gezileri ve deneyim odaklı etkinlikler, izleyicilerin eserle ve sergiyle kurduğu ilişkiyi sizce nasıl dönüştürüyor?

Bir önceki soruda da belirttiğim gibi eğitimler sayesinde sanat izleyicisi bilinçlendi. Sanat sergi turlarıyla da birlikte öğrendiği bilgileri eserlerle buluşturarak daha yakın bir ilişki içerisine girdiler.

“Küratör ne görünür olmadı ne de geri planda kalmalı”

Dr. Feride Çelik

Güncel sergi pratikleri bağlamında düşündüğünüzde, sizce ideal olarak küratörün rolü daha görünür mü olmalı, yoksa bilinçli olarak geri planda mı kalmalı?

Ne çok görünür ne de çok geri planda kalmalıdır. Serginin başrol oyuncuları sanatçı ve sanatçılardır. Küratör de etimolojik olarak cure’dan geldiği için iyileştirme görevini üstlenmek durumundadır.

Proje bazlı küratörlük yapıyorsunuz. Bir sergiyi kabul etme sürecinde sizin için vazgeçilmez olan temel kriter nedir?

Benim için sanatçının öncelikle özgün işlerinin, yeteneğinin yanı sıra sergiyi oluşturmadan önce yapılan görüşmelerde sanatçı ve sanatçılarla kurmuş olduğum sevgi ve saygıya dayalı uzun soluklu ilişki vazgeçilmez kriterimdir.

AICA ve ICOM gibi iki önemli uluslararası yapının üyesi olmanız, küratöryel bakış açınızı ve mesleki sorumluluk alanınızı nasıl etkiliyor?

Özellikle yurt dışında katıldığım toplantılardan gelen bülten ve haberler sayesinde yaratıcı fikirler geliştirme ve işbirlikleri oluşturma konusunda çok besleniyorum.

Mimar Mert Erkılavuz’un sahibi olduğu Alpek Sanat Galerisi’nde açılan Görünür/Gizli isimli sergi, 31 Ocak 2026’ya kadar ziyarete açık olacak.
Mimar Mert Erkılavuz’un sahibi olduğu Alpek Sanat Galerisi’nde açılan Görünür/Gizli isimli sergi, 31 Ocak 2026’ya kadar ziyarete açık olacak.

Sanat eleştirisi, etik ve ifade özgürlüğü bugün sanat dünyasında ne ölçüde korunabiliyor? Size göre en kırılgan alan hangisi?

Bugün sanat dünyasında ifade özgürlüğü hâlâ güçlü bir ilke olarak savunuluyor; ancak pratikte ekonomik, politik ve kurumsal baskılar nedeniyle giderek daha kırılgan hâle geliyor. Sanat eleştirisi özellikle piyasa ile doğrudan temas ettiği anlarda korunmakta zorlanıyor. Bana göre en kırılgan alan, sanatın etik sorumluluğu ile kurumsal çıkarlar arasındaki gerilim noktası. Çünkü burada sansür çoğu zaman açık bir yasak olarak değil, görünmez bir otosansür şeklinde ortaya çıkıyor.

“Türkiye, müze ve galeriler üzerinden küresel sanat ekosistemine daha fazla entegre oluyor”

Dr. Feride Çelik

Müze ve galeriler perspektifinden baktığınızda, Türkiye’nin küresel sanat ekosistemindeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye giderek gerek müze ve gerek galeriler açısından küresel ekosisteme daha fazla dahil oluyor. Türk galerilerin uluslararası fuarlara katılmaları, İstanbul Bienali sayesinde yabancı sanatçı ve küratörlerle çalışılması ve de müzelerimizde yabancı sanatçıların solo ve karma sergi projelerini gerçekleştiriyor olmaları bu ekosistemi daha da büyütecektir.

Son birkaç yılda sanat dünyasında size göre en belirgin eğilimler neler? Hangi temalar ve yaklaşımlar öne çıkıyor?

Sanat dünyasındaki en büyük eğilim şu sıralar beş duyuya hitap edebilmek, yavaş sanat ve farkındalık odaklı üretim dikkat çekiyor. Bir de sanatta çeşitlenme hem malzeme olarak hem de farklı kurumlarla işbirlikleri anlamında belirgin değişimler yaşanıyor.

Yapay zekânın sanat üretimi ve küratöryel süreçlerde giderek daha fazla yer almasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Günümüzün vazgeçilemez bir gerçeği.. Yaratıcılığı yok etmediği, destek olduğu müddetçe sorun yok diye düşünüyorum. Sonuç olarak yapay zekâyı da bir insan kullanıyor.

Teknolojiyle birlikte küratörlük kavramının önümüzdeki yıllarda nasıl evrileceğini düşünüyorsunuz?

Teknolojinin küratöryel pratiklerde sonsuz alan açacağını düşünüyorum. Sanat mekanlarını değiştirip, dönüştürme konusunda oldukça yardımcı olacaktır.

Kaosun, çatışmaların ve belirsizliğin bu kadar görünür olduğu, bilgi ve görselliğin sürekli aktığı günümüz dünyasında, sanat hâlâ neden vazgeçilmez bir araç olarak varlığını sürdürüyor?

Sanat sayesinde hem içimizdeki kaosları hem de dünyadaki çatışmaları görünür kılmaya çalışıyoruz. Sanat, tüm tarih süresince her zaman sıkıntıları anlatan mükemmel bir araç olmuş ve olmaya devam edecektir.

YAZAR

Arif Hür
Sanat Okur yazarı

Arif Hür

Okan Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun olduktan sonra 2023 yılında Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamlamıştır. Bugüne kadar; Habertürk, Tercüman, Snob Magazin ve 12punto gibi medya kuruluşlarında çalıştı. Bir dönem magazin gazeteciliği yaptı. Uzun süredir de…

Tüm yazıları →

Instagram’da paylaş

Bu cihazda doğrudan dosya paylaşımı açılamadı. Hazır görseli kaydedip Instagram’da paylaşabilirsin.

Görsel hazırlanıyor…

Görseli Instagram story’ne ekle. Habere tıklanabilmesi için kopyaladığın adresi Instagram’ın Bağlantı çıkartmasına yapıştır.