Craft Tiyatro, Yeter
Gizem Erdem, Esra Ruşan - Yeter

Craft’tan Kadın Tükenişine Panzehir Olarak Bir Kız Kardeşlik Yeter’i

5 Mart 2025
2 dakika

Kadıköy zamanlarından bu yana Craft Tiyatro’nun her oyununa gitmişimdir. Salondan da hiç mutsuz çıktığımı hatırlamam. Bir zamanlar DOT için de aynısı geçerliydi benim için. Bazı oyunlar fazla sert, fazla karanlık, biraz anlaşılmaz, fazla fütüristik, vs gelirdi ama o salondan hep bünyeye yepyeni bir bakış, görüş, fikir, soru işareti, düşünce konusu, hafiften allak bullak olma hali yüklenmiş şekilde çıkardım ve bu da beni mutlu ederdi. Craft’in bu sezonun yeni oyunu olarak Yeter’in sahneleneceğini duyduğumda da hemen takibime aldım ve geçtiğimiz Pazar günü oyunu izleyebildim.

Mesleğe aynı anda başlamış iki hostesi canlandıran oyuncular Gizem Erdem ve Esra Ruşan. Gizem Erdem’i DOT bünyesinde sahnede defalarca izlemişimdir ve oyunculuğunu zaten severim. Bu kez bekar ve kedisiyle yaşayan, cinselliğini özgürce yaşayan ve dışarıdan bakıldığında çok eğlenceli bir hayatı olan bir kadını canlandırıyor.  Esra Ruşan’ı ise sahnede ilk kez izledim ve çok başarılı buldum. O ise evli ve iki çocuklu bir kadın. Ve toplumsal kodlarla şartlanmış pek çok kadın gibi evli ve çocuklu olmayı başarı ve mutluluk kriteri olarak benimsemiş, varlığı oyun boyunca hiç hissedilmeyen bir koca ve çocuklar için ne kadar kendinden vazgeçtiğinin ve tükendiğinin farkında bile olmayan, farkına varacak olursa da altın kafes olduğunu düşündüğü o sıkışık ortamı güzelleştirmek için kendini ev dekorasyonuna veren o çaresizlik timsali kadınlardan. ‘Evi o kadar çok boyattım ki iki santimetreküp küçüldü’ dediğinde izleyiciler olarak koptuk ama bir yandan da bunun ne kadar hüzünlü ve tanıdık bir tarafı olduğunu düşünmeden edemedim.

Hayatın doğamıza aykırı, insanı tüketen temposu içimizi ve ruhumuzu boşalttıkça bizi oyalayacak şeylerle daha fazla dolduruyoruz hem hayatlarımızı hem de ruhlarımızı. Herkesin kendi hayatı içinde yöntemi farklı da olsa aslında yaptığı tam olarak bu. Yaşadığı hayatın anlamlı, değerli olduğunu herkese ve belki de herkesten önce kendine kanıtlamak için bir çaba. Ama en nihayetinde yine müthiş bir boşluk ve anlamsızlık duygusuyla kalakalmak kaçınılmaz son. Tükenmeyi tüketerek çözemeyeceğimizi gösteriyor bu oyun bence bize. Kendilerine yüklenen toplumsal ve cinsiyetçi roller ve algılar nedeniyle bu tükenmişliği en çok da kadınlar yaşıyorlar. Ve çıkış yolu da yine kadın dayanışmasından geçiyor. Kadının bir diğer kadının hayatına kıskançlık, rekabet, anlayışsızlık, yargı ile bakmak yerine onun kız kardeşi olmayı seçtiği her noktada bir umut ışığı doğuyor. Çünkü hayatları ne kadar farklı görünürse görünsün kadınlar benzer yaraları taşıyorlar.

Oyunun İskoç yazarı Steff Smith, yıllar önce yine Craft bünyesinde izlediğim müthiş bir oyun olan Yutmak’ın da yazarıymış.  Yönetmen Gonca Küçükardalı. Çok sevdiğim isimlerden Ebru Nihan Celkan, Çağ Çalışkur ve İpek Bilgin de sırasıyla dramaturg, proje tasarımı ve süpervizör olarak yapımda yer almışlar. Dekor ve kostümler çok başarılı.

Sıradaki tarihlere bir göz atın ve bu şahane Craft oyununu kaçırmayın derim.

Şimdiden iyi seyirler.

İmge Tan

İmge Tan, ODTÜ İşletme mezunu olmasına rağmen ağırlıklı olarak yayıncılık sektöründe serbest çalışmıştır. Çeşitli yayınevlerine bağlı olarak çevirisini yaptığı yaklaşık 30 kitap bulunmaktadır. Yıllarca kültür-sanat etkinlikleri, kitaplar ve seyahatler ile ilgili yazılarını paylaştığı kendi bireysel blogu ve çeşitli sosyal medya platformları olmuştur. Son yıllarda ise bu tür paylaşımlarını sosyal medyada kendi hesabında paylaşmaktadır.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Reklam

Shakespeare's Globe Theatre Season, 2024
Önceki

Seyircinin Dönüşümü: 21. Yüzyılda Tiyatro İzleyicisi Ne Bekliyor?

Aylin Leblebici Öztürk, Silinmeden Hemen Önce, Fine Art Baskı, 50x33cm, 2024
Sonraki

Düşünceli Diyaloglar: BozYüz Başlıklı Sergi Gri Alan’da