Geçtiğimiz yıl (2025) Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 50. ölüm yıldönümüydü. Anısına özel etkinlikler kapsamında, hem Kalamış’taki sayısız eser ve anı dolu atölye-evini torunu Rahmi Eyüboğlu eşliğinde gezme, hem de İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nde eşi Eren Eyüboğlu’nun da resimleriyle beraber hazırlanmış bir seçkiden oluşan “Yan Yana” Sergisini (10 Temmuz 2026’ya kadar devam ediyor.) görme fırsatı bulmuştuk.
Yeni yılda da anısının etkisi sürmeye devam ediyor. 27 Ocak 2026 akşamı ön açılışı yapılan “Sevgilerle, B. Rahmi Eyüboğlu” sergisi de bu çerçevede belki de en özgün çalışma. Daha önce Hughette Eyüboğlu tarafından hazırlanan “Biz Mektup Yazardık” kitabında keyifle okuduğumuz Bedri Rahmi ve çağdaşlarının mektuplarının zarflarına odaklanıyoruz bu kez.

İBB Kültür ve İBB Miras katkılarıyla, Beyoğlu’nun ilk Art Nouveau yapısı olarak kabul edilen Casa Botter’de sergilenen seçkide, 1957-1974 arasına tarihlenen ve Türkiye’nin yanı sıra ABD, Kanada ve Fransa adresli sanat eseri tadında mektup zarfları çıkıyor karşımıza. Bedri Rahmi ile eşi Eren Eyüboğlu, ağabeyi Sabahattin Eyüboğlu, oğlu Mehmet Hamdi Eyüboğlu’nun yanı sıra Fikret Mualla, Abidin Dino, Mustafa Pilevneli, Turan Erol, Mehmet Ali Cimcoz, Tosun Bayraktaroğlu ve Ertuğrul Özakdemir gibi dönemin önemli isimleri arasındaki yazışmaların zarfları bunlar.
Kimisine geleneksel motifler kimisine soyut kompozisyonlar, balık imgeleri, kimisine de otoportreler resmeden Bedri Rahmi; gurbet, sıla, hasret, özlem ve keder dolu cümlelerle yaşadığı döneme tanıklığını, kendi görsel anlatım tekniğini de katarak eşi bulunmaz yaratıcılıkta bir iletişim aracına dönüştürmüş bu zarfları. Aile ilişkileri, memleket sorunları, sanat ve edebiyata ilişkin görüş, öneri ve eleştirilerini, yazdığı kişinin özelliğine ve konunun içeriğine göre özel olarak kurguladığı zarflarda; akrilik, keçeli ve kara kalemin yanında, kimi zaman da fırça kullanmış.
Zarfların yanı sıra ilk defa yakından görme fırsatı bulduğumuz iki önemli paylaşım sürprizi var: Biri Zülfü Livaneli’nin “Yiğidim Aslanım” bestesine ilham olan, Bedri Rahmi’nin Bursa Cezaevinde yatan yakın dostu Nazım Hikmet için kaleme aldığı, “Zindanı Taştan Oyarlar” şiirinin el yazması. Diğeri de Fikret Mualla’nın Bedri Rahmi’ye, eski yazıyla kaleme aldığı mektubu.
Ressam ve şair Bedri Rahmi, çok yönlü bir entelektüel olarak sanat ve düşünce dünyamızın öncülerinden. Sanat anlayışını ve yapıtlarını Anadolu’nun tarihsel zenginlikleri ve mitolojik birikimi üzerine inşa etmiş, gelenekselle moderni özgün bir şekilde harmanlamayı başarmış, özgün bir sanatçı o.
Böyle özgün bir sanatçıya yer açmak, halkın beğenisine sunmak, yeni nesille tanıştırmak da oldukça kıymetli. Sergide emeği geçen herkese bu sebeplerden teşekkür borçluyuz ama değinmeden geçmek istemediğim bir konu var: Özenle hazırlanmış ön açılışa, klasik müzik parçalarından oluşan repertuarlarıyla değerli müzisyenler eşlik ediyordu. Ama böylesine özgün ve halk kültürüne tutkuyla bağlı bir sanatçının ve anısına yapılan serginin hakkı yaylı grubu değil, yine özgün değerlerimizden olan sazdır. Ve dinlemek istediğimiz, Bedri Rahmi’nin de dostu olan Aşık Veysel’in eserleridir, Livaneli’nin Yiğidim Aslanım’ıdır. Şüphesiz ki değerlerimizi korurken gösterdiğimiz özendir bizleri daima ileriye taşıyacak ve çağdaş kılacak olan.
“Sevgilerle, Bedri Rahmi Eyüboğlu” sergisi, 29 Mart 2026’ya kadar pazartesi hariç her gün 10.00-21.00 saatleri arasında Casa Botter’de ücretsiz olarak ziyarete açık…
